Tag Archives: özgür mutfak

Murat Çelik

Murat Çelik , Düş Sokağı Sakinleri ile meşhur oldu. Ben tanıdığım zaman sanırım üniversite öğrencisi idi. İlk gitarımı İlhan ve Murat birlikte almıştık.

murat çelik

Rumen malı, kırmızı bir gitardı. 12 telli, kötü ağactan yapılmıştı. Gitarı aldıktan sonra, köprü altında çay içmiştik. O gitarı Murat bir konserde kullandı. Bateride şimdilerde meşhur olan bir şarkıcı vardı. O günlerde Bakırköy’de Piccatura Müzik’de çalışmaya başladı.

Yıllar geçti, bağımız koptu. Düş sokağı sakinleri zamanında görmeye çalıştım. Bir türlü olmadı :(

Yıllar boyunca çeşitli gitarlarım oldu. Kırmızı gitarı hep sakladım. Son aldığım Ibanez gitar ile birlikte Whisky Müzik ‘e verdim onu. Bir meraklısına vermeleri için.

murat çelikmurat çelikmurat çelikmurat çelik

Reklamlar

Turkish Progressive Music presents : Bülent Ortaçgil

Moğollar,

Barış Manço,

Cem Karaca,

Bülent Ortaçgil ve diğerleri

bunların hepsi ve daha fazlasını anlatan bir site

barış mançocem karaca

http://psychevanhetfolk.homestead.com/TurkishProgressive.html

basit, içeriği dolu ve ingilizce. Ben sitedeki yazılar sayesinde pek çok hikayeyi çevirmekten kurtuldum. Buradan alıntıları verdim.

site ile ilgili açıklama aşağıda

These pages became a kind of Encyclopedia of Turkish Progressive / psychedelic Music. Thanks to the help of several people through the net these pages became and become more and more interesting. Therefore I would like to thank Erkan Demirel (webmaster of several interesting websites), Gökhan Aya, Ozan Durmus (for his contribution of information, music, photographs & some graphic art), Murat Ses (keyboardplayer, composer from Mogollar), Cem Leftalicioglu (collector of Turkish music), Savas Manço (brother of Baris Manco), Winfried Schlögel (publisher of several Turkish Prog reissues), Sarp Keskiner (for being the in between contact with Ada Music and for the books of Cem and Erkin by Gökhan, for some information), Hakan Tuna (for his remarks), Peter Holt for editing/ keeping updated the Cem Karaca pages, Marthy J. Coumans for cooperation in the radioshows & some help with the article, information and some scans, Ender Ayanoglu, Aykut Celik for his proposition for promised editing, updating, information in near future, Oguz Hasdogru for the Ersen scans and for collecting important music material, Omur Solendil (Izmir Koleji) and friend Dr.Mehmet Ilker Gelisen for updates, and the Dönüsüm recordings, Üner Altay (DDR) for some contacts to a few new groups.
I hope these pages will give more and more a good overview of the unique blend Turkish progressive music brings to us. I’m very thankful to anyone who can help me building these pages out even more. Most of the music in these pages were or are being played in my radioshow. First big overview was done mostly between September and Oktober 2001. New radioprograms follow from time to time. A first resume of the information on the Web Pages was published in an article in the n°22 edition of the Finnish progressive music magazine Colossus, in Finnish, a second overreview was published in 2 parts in Dutch in the Belgian new music magazine Ruis.

Turkish progressive/psychedelic music mostly blends perfectly traditional (folk) tunes with Western rock instruments. Turkey often worked as a bridge (with Greece as extra doorstep) between the European and Middle Eastern source and influences.
Unique in this blend is a great feeling for rhythm, a rhythm which has for sure also often influences on a kind of playing in the electric bas-line in a way I heard this only with Turkish groups. For me the bass line of Mogollar on Anadolu Pop made me hooked with interest for Turkish music. Collecting Turkish music is not always an easy task. There exist many compilations (many of them are not even official) of mostly singles with very nice songs to Western progressive music standarts. Some of these are combined with more kitchy & less interesting tunes for our common taste. Until recently (2005) it was more or less hard to find reissues of the most interesting items. Perhaps partly thanks to a contribuition of these pages it will change.

Ben emekli albay Hilmi Ertunç …

Siyah-beyaz idi, seksenli yıllar.

kenan evren kenan evren

O yıllar için slogan içermeyen şarkı yazabilen bir grup idi Mozaik. Muhalif olmak suç, çocuklarına Evren adını koymak moda iken müzik yaptılar.

Demokrasi ve cumhuriyet kavramlarının nasıl karışabileceğini ve güçler ayrılığı ilkesinin önemini tekrar öğreniyoruz.

Umarsız değiliz, umursamaz olma zamanıda değildir.

Demokrasi çözümü gösterecektir.
12eylul1.jpg12eylul3.jpg

Emekli Albay Hilmi Ertunç
Biliyorum meselenin nerede yattığını
Tam onbeş Türk devletinin
Bu yüzden battığını
Disiplinsiz çatlak sesler canımı çok sıkıyor
Ne kadar assan kessen bu gibiler hep çıkıyor
Ben Hilmi Ertunç, Emekli Albay Ertunç
Ben çözdüm işi
Benim bu serseri gidişe dur diyecek kişi
Sabah aynı anda kalkıp yüzler yıkanmalı
Bu ahenkli uyanışı alem tören sanmalı
Züppelik kol geziyor
Kahveler nes çaylar torba
Kahvaltıyı tespit ettim
Herkese bir tas çorba
Aç bırakılmalı katlamayan peçetesini
Hastalara Genelkurmay yazmalı reçetesini
Ben Hilmi Ertunç, Emekli Albay Ertunç
Ben çözdüm işi
Benim bu hayasız gidişe dur diyecek kişi
Yek vücut olup başlayalım her işe ayinle
Eş-dost seçimi ve her şey ayarlansın tayinle
Yaramaza itaatsize damgalar basalım
Milli maç kaybında üç,grevde beş kişi asalım
Biz istersek eğer bu aziz millet neler yapar
Adamı göklere çıkarır, alkışlar,tapar
Oğlum ben Albay Ertunç, Emekli Albay Ertunç
Ben çözdüm işi
Benim serkeşliğe gaflete dur diyecek kişi
I’m Hilmi Ertunç,Retired Colonel Ertunç
İki çocuk babası, İngilizce bilir
Yeter ki hiza istikamete doğru bakalım
Ve altılı ganyanı öğrenip şu kahveden çıkalım
O Hilmi Ertunç, Emekli Albay Ertunç
O çözmüş işi
Odur bu serseri gidişe dur diyecek kişi

Beste:Ümit Kıvanç – Bülent Sonay
Mozaik,
Plastik Aşk albümü

1152287943.jpegother side of turkey

Mozaik biraraya gelsin …

Çin ‘de Microsoft …

Geçtiğimiz hafta Gates bir konferans verdi. Çin pazarına girmek için, bir sürü koşul sağlanırsa ucuz :) windows lisansı sağlayacaklarını açıkladı.

w020070420602091070455.jpg

Bu açıklamalar olurken, özgür yazılım dostlarının protestosu vardı.

Konu ile ilgili haberleri aşağıdaki linklerde görebilirsiniz .

Yee’s Blog http://ya.iyee.cn/2007/04/bill-gates-in-peking-university.html

Engadget sitesindeki haber http://www.engadget.com/2007/04/20/open-source-protestor-crashes-bill-gates-speech-in-china/

Zaman gazetesindeki haber http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/haber.do?haberno=530367

konu ile ilgili Türkçe kaynakda özgür yazılım, bedava yazılım yanlışı yapılmış.

Özgür Yazılım, Açık kaynak kod felsefesi değişik bir lisanslama modeli ile kaynak kodunun açık olmasını savunur. Bedava bira gibi ısmarlanan bir emtea sözkonusu değildir. Mükemmelliğe erişebilmek için en ince detaylarına kadar açık olan bir ürün savunulur.

Biz şarkılarımızı pazarlamayız …

Bülent Ortaçgil ‘den canlı dinlemeye fırsat bulabildiğim şarkılardan ilki sanırım “Deniz kokusu” idi. Bu şarkıya Çekirdek dinletileri dışında sadece sınırlı basılan kasetlerden ulaşabiliyorduk.

Bülent Ortaçgil

O zamanların anısıFikret Kızılok ve Bülent Ortaçgil’in dinleti kaydı olan “Biz şarkılarımızı … ” isimli albüm idi. Küçük bir stüdyoda, aile katkılarıyla hazırlanmış, kaliteli, sıcak …..

Birisi deniz insanı, diğeri kara insanı

birisi nokta koyuyor şarkılarında

diğeri noktalı virgül kalıyor ..

Sonra yıllar geçti, Bülent Ortaçgil yeni albümlerde eski şarkılarından bazılarını söyledi.

O kaseti hala saklıyorum. Geçen gün Serkan Kanlıcalıoğlu ‘nun bloğunda gördüm. MP3 olarak indirebilirsiniz. Ortaçgil ile konuşmalarımda o albümü yenilemeyi düşünmediğini söylemişti. Emeğe saygısızlık olmayacağını düşünerek indirmenizi ve dinlemenizi öneriyorum.

bloğun adresi http://serhank82.spaces.live.com/

biz şarkılarımızı pazarlamayız deterjan gibi

bizim şarkılarımız rüzgarlara söylenir usulca

belki bir gün bilmeden buluşuruz

gerçeğin kuytusunda

güzelin tohumunda

ya da sivrisinek sazında

Fikret Kızılok’ u sevgiyle anıyorum.

cekirdek1.jpg

İstanbul da bitmez, kitapları da!

Sadece İstanbul’ daki dikilitaşları ele alan bir kitap yazabilirsiniz. Dikilitaş’ ın, Yılanlı Sütun’ un, Çemberlitaş’ ın, Örme Sütun’ un, Arcadius Sütunu’ nun öykülerini nerelerden gelip İstanbul’ a mâl olduklarını araştırıp bir, “İstanbul sütunları kitabı” yazabilirsiniz…
Ya da sadece İstanbul camilerini…
Medreselerini…
Kiliselerini…
Su yapılarını…
Saraylarını…

obib2.jpg

İstanbul da bitmez, kitapları da!
Barış Avşar
Sadece İstanbul’ daki dikilitaşları ele alan bir kitap yazabilirsiniz. Dikilitaş’ ın, Yılanlı Sütun’ un, Çemberlitaş’ ın, Örme Sütun’ un, Arcadius Sütunu’ nun öykülerini nerelerden gelip İstanbul’ a mâl olduklarını araştırıp bir, “İstanbul sütunları kitabı” yazabilirsiniz…
Ya da sadece İstanbul camilerini…
Medreselerini…
Kiliselerini…
Su yapılarını…
Saraylarını…
Böyle uzayıp gider uzun bir liste. İstanbul’ da hepsi vardır, İstanbul hepsiyle vardır. Hepsine birden bir tek kitabın çerçevesi içinde değinmek, hepsini anlatmaya çalışmak da belalı iştir. Şehri hangi plana göre gezeceksin, gördüklerinin hangilerini uzun uzun anlatacaksın, hangisinin üzerinde çok durmayacaksın? Bu konularda seçim yaparken içinizde bir “İstanbul muhasebesi” yapmaktasınızdır, hayatınızın belli bir dönemini geçirdiğiniz şehrin sizin için daha başka olan yanları vardır, onları kayırmamak için kendinizi gemlersiniz…
Eray Canberk ve Rüknü Özkök öğrencilik yıllarından başlayan 40 yıllık arkadaşlıklarını, bir “İstanbul kitabı” hazırlamak için kullanmışlar. Sözünü ettiğimiz zorlu işleri bir edebiyatçı-tarihçi dayanışması yaratarak, birlikte aşmaya çalışmışlar. Gezdikçe daha başa çıkılmaz gibi görünen İstanbul’u “gemlemek” için şehrin sur içindeki bölümüyle sınırlamışlar kendilerini ve Sultanahmet’ ten başlayıp Koca Mustafapaşa’ dan çıkmışlar.
Sonuçta ortaya İstanbul’ un sadece tarihini değil edebiyatını da anlattıkları bir kitap çıkmış ortaya: “Ömür Biter İstanbul Bitmez…”

obib1.jpg

Kitap İstanbul üzerine eksiksiz bir “bilgi” kitabı değil. Kapağında yazıldığı üzere bir “gezi-tarih” kitabı. 2003 İstanbul’ unda dere tepe dolaşan iki arkadaşın birbirlerine anlattıklarına tanık oluyoruz.
İnşa öyküleri
Görkemli yapıların inşa öyküleri de var içinde, Haçlıların işgalinin yarattığı tahribat da, padişah hikayeleri de, “Buyrun cenaze namazına” gibi dilimize yerleşmiş kimi deyimlerin ortaya çıkış hikayeleri de… Hatta artık mevcut olmayan fakat uzun süre İstanbul silüetinde yer tutmuş eserleri bile anlatmış Özkök ve Canberk.
Heyamola Yayınları’ nın geçen mayıs ayında yayınladığı kitapta, bu zorlu işi başarıyla tamamladıklarını söyleyelim. Ancak, bizce eserlerin korunmasına ve yaşatılmasına ilişkin öneriler getirme konusunda kendilerini epeyce tutmuş yazarlarımız.
Örneğin Sultanahmet Adliyesi’ nin otoparkında bulunan ve Bizans sanatının en üst düzey örneği olduğu halde ziyaret edilemeyen Eufemia Martiri’ nin ya da yüzyıllardır açık havada yıpranmış Yılanlı Sütun’ un durumlarını değiştirmek için yapılabileceklere çok değinmemişler. Ama tek tek eserler için böyle bir yönteme kitap boyunca pek başvurmasalar da, en sonda bunu “toptan” yapmışlar: Yollarla, geçitlerle, tünellerle kazılıp her gün biraz daha büyüyen şehrin hayhuyundan kurtulmuş, bütün olarak ve bizzat halk tarafından korunan bir “suriçi” dilemişler. Eğer bu dileğin gerekleri bir gün yerine getirilebilirse İstanbul için yapılmış en hayırlı iş olacak şüphesiz!
Tabii o noktaya gelinmesi için İstanbul üzerine daha çok ve çeşitli çalışmaların arkasının kesilmemesi şart…
“Ömür Biter İstanbul Bitmez”; Eray Canberk, Rüknü Özkök; Gezi-Tarih, Heyamola Yayınları

http://www.evrensel.net/05/08/18/kultur.html#3 adresinden alıntıdır.

“İstanbul Sözlüğü”ne Madde Yazar mıydınız?

“Gazete İstanbul”, İnternet üzerinden, İstanbul’la ilgili görüşlerin yazıldığı maddelerden oluşacak ve 1 milyon maddeyle 2010’a kadar tamamlanacak İstanbul Sözlüğü’nü katkılarınıza açtı!

http://www.gazeteistanbul.com/index.aspx

istanbul

03 Mart 2007
“İstanbul Sözlüğü”ne Madde Yazar mıydınız?

“Gazete İstanbul”, İnternet üzerinden, İstanbul’la ilgili görüşlerin yazıldığı maddelerden oluşacak ve 1 milyon maddeyle 2010’a kadar tamamlanacak İstanbul Sözlüğü’nü katkılarınıza açtı!

Bugünkü Cumhuriyet Hafta Sonu eki’nde Zuhal Aytolun’un haberi:

İstanbul böyle bir sözlük görmedi

Öznel olması dolayısıyla canlı ve yaşayan bu İstanbul sözlüğünün örneği, dünyada başka hiçbir kentte yok…

Doğal ve tarihi güzellikleriyle, özgürlük çağrışımıyla hem çok kalabalık olabilen hem de yalnızlığın en derinlerde yaşanabileceği bir kent İstanbul. Adına şarkılar, şiirler, romanlar yazılan bu kentte, örneği pek fazla olmayan tek kişilik bankla da izlenebilir şehrin güzellikleri, kalabalık mı kalabalık İstiklal Caddesi’nde de… Doğal güzellikleri gün geçtikçe tahribe uğrayan, ama yine de yaşayanlara ihanet etmeyen, trafiğiyle ve karmaşasıyla yoran ama kendisine de aşık eden bu kent, milyonlarca hayat hikayesi barındırıyor içinde… İstanbul’u farklı algılayışlarla yaşayanların ağzından, kaç hikaye, kaç anı dinleyebilir insan, kimbilir? İşte bu sorulardan yola çıkarak, 2010’a kadar 1 milyon maddelik canlı bir İstanbul sözlüğü oluşturmak için çıkmış yola bir kaç idealist ve İstanbulsever. Proje Koordinatörü Ömer Asan sözlüğün ortaya çıkış sürecini şöyle anlatıyor:

“İstanbul sözlüğünü, canlı sözlük yapabilir miyiz düşüncesiyle başladık çalışmaya. Şöyle ki; her isteyen İstanbulla ilgili bir madde yazsın, görüşünü belirtsin ve içine kendisini de katsın, daha sonra eklenecek maddelerde de aynı üslup devam etsin istedik. Bir nevi sözlü tarihi, canlı sözlüğe çevirebilir miyiz düşüncesi bizi harekete geçirdi.”

Asan “İstanbul Sözlüğü”nü yayına açmadan önce neler yapıldığını şöyle anlatmış Aytolun’a:

“Kentlerin sözlükleri var mı diye çok araştırdık ancak bu kadar kapsamlı bir çalışmaya rastlamadık. Hiçbir kentin böyle bir sözlüğü yok. Hazırlanacak İstanbul sözlüğünün önemli bir diğer özelliği de dünyada ilk oluşu. Hedef öncelikle 2010. Ancak yetişmezse de yüzbinlerce maddenin olduğu bir sözlük çıkacak ve yine de internetten maddelerin kaydına devam edilecek. ‘2010 Kültür Başkenti İstanbul’ için de başvuru kitabı olması özelliği taşıyacak. Sadece yazılar değil, fotoğraflar da gönderilebiliyor. ‘Yaz gönder çek gönder’ linkine İstanbul fotoğraflarını göndermek yeterli.”

Bu Sözlük, proje sahiplerinin İstanbulla ilgili ilk çalışması değil. Daha önce, E-Heyamola’dan Heyamola Yayınları olarak “Ömür Biter İstanbul Bitmez” adında bir kitap hazırlamışlar. Eray Canberk ve Rüknü Özkök , İstanbul sokaklarını tek tek gezerek, kaldırım taşları, çeşmeleri ve evleriyle İstanbul’u yazmış.

obib1.jpg

Benim bu kente bir borcum var!

35 yıldır yaşadığı İstanbul’u, küreselleşmenin başkenti olarak tanımlıyan Asan: “Buraya gelen her şey, Türkiye’nin dört bir yanına yayılıyor ve kullanılıyor, o da yetmiyor, Ortadoğu’ya ve Asya ülkelerine yayılıyor. Çocuk yaşta geldiğim ve yetiştiğim bu kentte, eğer varsa bir birikimim ve şekillenmiş bir kimliğim, bunları bana İstanbul kattı. Bu seçkin kente ne kadar kötülük ettiysek de o bize kötülük etmiyor. Benim bu şehre bir borcum var.”
diyerek “Gazete İstanbul”a nasıl varıldığını anlatmış. Genel Yayın Yönetmenliğini Ethem Yüksel’in yaptığı Gazete İstanbul, gönüllülerden oluşan bir ekip ve elden dağıtımla şu anda sadece Anadolu yakasında dağıtılıyor. Ama Internet üzerinde 24/7 erişime açık!

Biz Armada ekibi olarak İstanbul Sözlüğü’ne ilk olarak “Tarihi Yarımada Yürüyüş Yolları” maddesini ekledik! Siz ne ekleyeceksiniz?

http://www.armadahotel.com.tr/pg/blog/2007/03/istanbul-szlne-madde-yazar-miydiniz.html adresinden alıntıdır.