Category Archives: Yasaklar

Sosyal Medya ‘da Hilal Cebeci olayları.” Kuyruk varsa sallamıştır. Koşarız abi”

Nikotin krizindeyim.  Sigara zevkim ile nikotin bağımlılığımı ayırmaya karar verdim. Uğraşıyorum.  Blogda yazılara elim gitmediği gibi, biraz sinirliyim ve kilo alıyorum. Kilo alırken antremanlarda azaltma yapmadım.

Yazılar birikti.   Neler neler yazmak gerekiyor ?

  • Kemal KILIÇDAROĞLU , CHP ‘i devrimci köklerine mi döndürecek ?  Ne olacak bu yemin işi ?
  • Futbol bir sanayi ise, futbol bir pop kültür ise ne olacak bu şike olayları ?
  • Sosyal medya ve zevzek elitistler
  • Ortadoğuda ne oluyor ?  Kuzey Afrika petrolleri kimin deposuna akacak ?

Ama Hilal CEBECİ ve twitter ‘da paylaştığı memeleri beni yazmaya itti :)  Bu konuyu bekletirsem, rengi anlaşılacak. Bir anlamıda kalmayacak.

Hilal CEBECİ için google ‘da arama bile yapmadım.  Eski bir türkücü imiş. Herkes biliyormuş.  Perspektifi düzgün, kadrajı düzgün voyeur tarzı fotolar ile Friendfeed ‘da karşıma çıktı.

Hilal Cebeci

Hilal Cebeci

Benim gördüğüm foto güzel idi. Bu tarz için estetik ve çekici sayılır.  Hemen twitter hesabını buldum ve incelemeye başladım :) Okumaya devam et

Hani bir çekirgemiz vardı. Hep sıçrardı :( “Seçimler, YSK, yargı ve sivil anayasa …”

Seçim kararı alındı. Seçim çalışmaları yapıldı. Seçimler yapıldı. Sandıklar açıldı. Sonuçlar açıklandı. Sevinenler oldu, üzülenler oldu. Sürpriz var mı ? yok . maalesef yok.

Hani çalışmalarından hoşlanmadığımız partilerin yeraldığı bir önceki meclis vardı. İşte o meclisin toplam oyu arttı. Demekki beğeniliyor.

Seçim sonuçları ile ilgili fazla konuşmakda istemiyorum. Ağzımı açtığımda “500.000 nerede ?” diyor dostlar. Ama mesleki olarak, seçim tahminlerimizde tuttu. İşler iyi gidiyor :)
Konu bu değil, seçim sonuçları değil. .. pek sevimlide değil .. konu kucağımıza düştü, düşmek içinde bekliyordu.

Anayasamız, ceza yasalarımız, seçim yasalarımız ve toplum hayatımız 12.eylül.1980 darbesinin izlerini taşıyor. O gri yılların anti-demokratik kokusu sindi ve çıkamadı. Seçim yasasıda bu düzenin temel taşlarındandır. Demokratik düzenin temeli eşit seçimler iken hazine yardımından, baraja kadar pek çok yeri beğenilmeyen bir seçim sistemimiz vardır.

Ne olduğunuda özetleyelim.

Anti-demokratik seçim barajını aşabilmek için BDP tüm örgütü ile birlikte “iyi bir organizasyon yaparak” bağımsız adaylar ile seçime girdi. %6 civarında oy alarak meclise girmeye hak kazandı. Baraj olmasaydı, BDP parti olarak girseydi %7-%8 civarında oy alacak idi. Daha fazla milletvekilide çıkartabilirdi.

Özgür Basın Özgür Toplum , Mart-2011, Taksim-Istanbul,  pentax k10d

Özgür Basın Özgür Toplum , Mart-2011, Taksim-Istanbul, pentax k10d

MHP de bir kaset saldırısı yaşandı. Yönetim doğru tepkiler vererek saldırıyı savuşturdu. Kasetler nedeniyle “baraj altında kalacak” söylentisininde etkisiyle MHP oyları arttı. Baraj olmasaydı, kasetlerde olmasaydı MHP oyları 1-2 puan oynayabilirdi.

CHP sol parti olmaktan sıkılırak yönünü sağ oylara çevirdi. Solundaki partiler ile değil sağındaki partiler ile dayanışmaya girdi. Kemal KILIÇDAROĞLU ‘nun tüm rüzgarına rağmen oy oranı artmadı. Vekil sayısının artması-azalması bir başarı-başarısızlık değildir. Partilerin başarısı genel oy oranı ile açıklanıyor.

Bu üç partidede tutuklu adaylar vardı. Daha önceki örneklere dayanarak vekil olarak meclise “özgür olarak” gelecekleri varsayıldı. YSK Hatip DİCLE ‘nin vekilliğini düşürdü. Balbay ve HABERAL ‘ın tahliye istemi red edildi. Bu yazıyı yazarken diğer tutuklu adayların durumları netleşmiş olabilir.

Bir kaos yaşanmaktadır.

Seçmenin %50 ‘si AKP ‘e oy vermiş olabilir. Oy vermeyen bir %50 vardır. seçime gitmeye bile gerek görmeyen bir %15 vardır.

Toplum vicdanında rahatsızlık yaratan bazı davalar varıdr. Bu davalar yıllardır sürmekte ve bir şekilde teması olan herkes tutuklanmaktadır. Haklarında ceza kararı çıkmamış olan bu kişiler yıllardır cezaevindedir.   İçlerinde sevdiklerimiz vardır, sevmediklerimiz vardır. Ama bir cezaya dönüşen tutuklama , vicdanları yaralamaktadır.  Bağımsız ve adil yargı ‘nın önemi artık herkes kabul etmektedir.

Bugün itibariyle bir kaos yaşanmaktadır. Ben kaosun bir ortayol bulunarak çözüleceğine inanıyorum. Ortayol ‘un hiç bir şeyi çözmeyeceğinide biliyorum.  Sorunlar dururken parlatif önlemler ile üstünü örtmek ve çözümü ertelemek “bana göre” yanlışdır. Adaletsizliğe , hukuksuzluğa direnmek anayasal bir görevdir. Okumaya devam et

Sosyal medyada kişisel itibar “küfürlü tweet’ler kovalar …”

Bilgi güvenliği, ceza hukuku  ve sözleşmeler hukuku ekmek yediğim alanlardan biridir. İsmail hocanın yazısı üzerine sözlük yazarlarının evlerinden alınması gelince konuya kendi açımdan değinmek istedim.

Şifremizi güvenli yapalım. TC numaramızı vermeyelim. Antivirüs yazılımı kullanalım. Bilmediğimiz e-postaları açmayalım. Bu liste uzar gider . . . Kendi verdiğim eğitimlerde bu konulara cok az zaman harcıyorum.
Benim için bilgi güvenliği nedir?  Benim için bilgi güvenliği “kişisel itibarın korunması” dır.

En önemli bilgi, en gizli bilgi benim kişisel yaşamımdır. Kişisel yaşam , özel hayat gizlidir. Ne kadar gizlidir? nasıl korurum?  Özel hayatımı koruyacaksam, niye facebook ‘a giriyorum ?
Facebook üzerindeki yazışmalar, gönderdiğim tweet’ler  ya da friendfeed deki like’ larım neyi ifade eder?
Yenimedya düzeninde sınırlar esnekleşiyor. Bilgiye ulaşma kolaylaşırken, istenmeyen bilgilerin sızmasıda basitleşiyor. Esnek sınırları kendi lehimize kullanmak kadar bundan en az zararı görmekde önemlidir.

Sosyal medya serisine başlarken, benim icinde zor bir ayrımdı. Türkiye ‘deki önemli sanal toplulukları yönettim, önemli hareketlerin yönetim konseyinde yeraldım. Bunları ne kadar anlatabilirim ? ne kadar paylaşabilirim ve buradan nasıl bir sosyal medya serisi oluşur :)

Özgür basın, özgür toplum, Mart-2011, Beyoğlu

Özgür basın, özgür toplum, Mart-2011, Beyoğlu

Internet üzerinde kolay ya da zor ulaşılan benim hakkımdaki tüm bilgiler benim sanal dünyadaki yüzüm, sanal dünya profilimdir. Ne eksiği, ne fazlasıdır. Popüler ceza sorusturmalarında yapılanda budur, iş başvuru mektubunuzu okuyacak İK sorumlusunun ilk yapacağıda budur. Üçüncü sayfalarada da benzerdir. Sevgilisini kontrol etmek isteyen bakacaktır. Kızını kontrol etmek isteyen annede bakacaktır. Okumaya devam et

Aşk ve devrim için döndürelim rotatifleri …

solcu olmak zor ..

En yakınlarına anlatmak zorunda kalıyorsun. Büyükler genelde kızıyor :(

  • Darbe ile devrim farklıdır
  • Asker varsa işin içinde demokrasi olmaz.
  • Amacı, hedefi ne kadar güzel-ulvi olsun farketmez. Askeri müdahaleler, darbedir. “Devrim değildir.”
  • Devrim bir sınıf mücadelesidir.  Burjuva devrimi farklı bir şeydir.

Lenin “Rotatiflerin %70 i bizim için dönmedikce, devrim hayaldir.” Okumaya devam et

Sansüre boyun eğmeyenler Taksim ‘de yürüdü.

Güneşli bir Taksim gününde binlerce insan internetde sansüre karşı toplandı ve yürüdü. Eylem sansüre karşı idi. Doğal olarak hükümetin bir uygulamasına tepki vermek sizi “en azından o anda” muhalif yapıyor.

Internetime dokunma , Taksim-Istanbul, 15.mayıs.2011

Internetime dokunma , Taksim-Istanbul, 15.mayıs.2011

Eyleme kurumsal olarak katılan tek parti Türkiye Komünist Partisi idi.

Internetime dokunma , Taksim-Istanbul, 15.mayıs.2011

Internetime dokunma , Taksim-Istanbul, 15.mayıs.2011

Üzücü olan şudur.
Türkiye  bir dönüşüm geçiriyor. İyiler oluyor, kötüler oluyor ama Türkiye dönüşüyor.  Sansür bizim yaşlarımızdakiler için doğaldır. Aşılıyız. Bu tepkileri değerlendirebilecek bir ana muhalefet partisi yoktur. Birinci parti olmanın yolu “birinciyi taklit etmek” değil, Alternatif olmaktır.

Internetime dokunma , Taksim-Istanbul, 15.mayıs.2011

Internetime dokunma , Taksim-Istanbul, 15.mayıs.2011

Okumaya devam et

Taksim 1 Mayıs kutlamaları …

1 Mayıs 2011, Taksim-Istanbul

1 Mayıs 2011, Taksim-Istanbul

. Okumaya devam et

“Nükleer maskeli” yağmaya karşıyım

Akdeniz kıyılarımızda bir nükleer santral kurulmasına karşıyım.

Kurulacak bir nükleer santal enerji ihtiyacının %5 ini karşılayabilecektir. Santralin amacı enerjide dışa bağımlılığın azaltılması olarak duyurulmaktadır.

Türkiye için bir nükleer santral dışa bağımlılığı azaltmaz, arttırır. Santral kurabilecek, bakabilecek teknolojiye sahip değiliz. Santral dış kaynak ile kurulacaktır. Kurum sonrası bilgimiz artmayacaktır. Santrali kuran ülke-sermaye-şirket bu bölgenin güvenliğini sağlayacaktır. Dolayısıyla dışa bağımlılık azalmayacak sadece yer değiştirecektir. Okumaya devam et