Hani bir çekirgemiz vardı. Hep sıçrardı :( “Seçimler, YSK, yargı ve sivil anayasa …”

Seçim kararı alındı. Seçim çalışmaları yapıldı. Seçimler yapıldı. Sandıklar açıldı. Sonuçlar açıklandı. Sevinenler oldu, üzülenler oldu. Sürpriz var mı ? yok . maalesef yok.

Hani çalışmalarından hoşlanmadığımız partilerin yeraldığı bir önceki meclis vardı. İşte o meclisin toplam oyu arttı. Demekki beğeniliyor.

Seçim sonuçları ile ilgili fazla konuşmakda istemiyorum. Ağzımı açtığımda “500.000 nerede ?” diyor dostlar. Ama mesleki olarak, seçim tahminlerimizde tuttu. İşler iyi gidiyor :)
Konu bu değil, seçim sonuçları değil. .. pek sevimlide değil .. konu kucağımıza düştü, düşmek içinde bekliyordu.

Anayasamız, ceza yasalarımız, seçim yasalarımız ve toplum hayatımız 12.eylül.1980 darbesinin izlerini taşıyor. O gri yılların anti-demokratik kokusu sindi ve çıkamadı. Seçim yasasıda bu düzenin temel taşlarındandır. Demokratik düzenin temeli eşit seçimler iken hazine yardımından, baraja kadar pek çok yeri beğenilmeyen bir seçim sistemimiz vardır.

Ne olduğunuda özetleyelim.

Anti-demokratik seçim barajını aşabilmek için BDP tüm örgütü ile birlikte “iyi bir organizasyon yaparak” bağımsız adaylar ile seçime girdi. %6 civarında oy alarak meclise girmeye hak kazandı. Baraj olmasaydı, BDP parti olarak girseydi %7-%8 civarında oy alacak idi. Daha fazla milletvekilide çıkartabilirdi.

Özgür Basın Özgür Toplum , Mart-2011, Taksim-Istanbul,  pentax k10d

Özgür Basın Özgür Toplum , Mart-2011, Taksim-Istanbul, pentax k10d

MHP de bir kaset saldırısı yaşandı. Yönetim doğru tepkiler vererek saldırıyı savuşturdu. Kasetler nedeniyle “baraj altında kalacak” söylentisininde etkisiyle MHP oyları arttı. Baraj olmasaydı, kasetlerde olmasaydı MHP oyları 1-2 puan oynayabilirdi.

CHP sol parti olmaktan sıkılırak yönünü sağ oylara çevirdi. Solundaki partiler ile değil sağındaki partiler ile dayanışmaya girdi. Kemal KILIÇDAROĞLU ‘nun tüm rüzgarına rağmen oy oranı artmadı. Vekil sayısının artması-azalması bir başarı-başarısızlık değildir. Partilerin başarısı genel oy oranı ile açıklanıyor.

Bu üç partidede tutuklu adaylar vardı. Daha önceki örneklere dayanarak vekil olarak meclise “özgür olarak” gelecekleri varsayıldı. YSK Hatip DİCLE ‘nin vekilliğini düşürdü. Balbay ve HABERAL ‘ın tahliye istemi red edildi. Bu yazıyı yazarken diğer tutuklu adayların durumları netleşmiş olabilir.

Bir kaos yaşanmaktadır.

Seçmenin %50 ‘si AKP ‘e oy vermiş olabilir. Oy vermeyen bir %50 vardır. seçime gitmeye bile gerek görmeyen bir %15 vardır.

Toplum vicdanında rahatsızlık yaratan bazı davalar varıdr. Bu davalar yıllardır sürmekte ve bir şekilde teması olan herkes tutuklanmaktadır. Haklarında ceza kararı çıkmamış olan bu kişiler yıllardır cezaevindedir.   İçlerinde sevdiklerimiz vardır, sevmediklerimiz vardır. Ama bir cezaya dönüşen tutuklama , vicdanları yaralamaktadır.  Bağımsız ve adil yargı ‘nın önemi artık herkes kabul etmektedir.

Bugün itibariyle bir kaos yaşanmaktadır. Ben kaosun bir ortayol bulunarak çözüleceğine inanıyorum. Ortayol ‘un hiç bir şeyi çözmeyeceğinide biliyorum.  Sorunlar dururken parlatif önlemler ile üstünü örtmek ve çözümü ertelemek “bana göre” yanlışdır. Adaletsizliğe , hukuksuzluğa direnmek anayasal bir görevdir.

Anti-demokratik seçim yasası dururken “değiştirmedim ama etrafından dolanacağım”  ben yanlış bir karardır.  Düşünelim ..  Örneğin CHP ve BDP seçim yasası düzelmeden seçime girmeyeceğiz deseydi , ne olurdur ?

Bu seçim yapılamazdı. Yapılsada hükümet edemezdi.  Bir anlaşma yolu aranır, seçim yasası değişir, seçim yasasının yeni seçimde geçerli olması için anayasa değişikliği dahi yapılırdır.

CHP rüştünü, sol köklerini gösterirdi. İktidar olamasada adam gibi muhalefet  olacağını gösterirdi. Oyları sanırım artardı. Ben bile oy verebilirdim.

BDP seçim yasası değişmeden seçime girmem deseydi ne olurdu ?  Şu anda oluşan tepkinin çok daha fazlası olur ve daha derin-sert-etkili bir muhalefet olurdu. Eminimki yeni anayasada BDP ‘nin etkisi boykot ettiği bir seçimde daha fazla olurdu.

Bir gerçek vardır. Mecliste temsili hakeden %95 seçmen, barajsız-yasaksız bir seçimde daha isteyerek, daha istediğine oy verirdi.

YSK suçludur, mahkemeler suçludur, AKP suçludur .. . Bunların hepsi doğruda olabilir. Ama bunlar “çözüm değil çözümsüzlüğün kafiyesi” dir.  Çekirge sıçrar sıçrarda hani, ben yine sıçrayacak sanmıştım deriz … Bir bakmışız çekirge gitmiş .

Anti demokratikl bir seçim sisteminini bilerek ve meclise bir şekilde gireceğini hesap eden meclis partileri hatalıdır.  Yanlış ile pazarlık etmek yerine muhalefeti en başta yapmalıydık.

Anti-demokratik uygulamarı aşabileceğini düşünenler kadar, bu sistemden fayda sağlayacağını düşünenlerde suçludur.  Hazine yardımlarının nasıl harcandığını görüyoruz.  Anlamsız reklam filmlerini ciddiye almıyorum.  Koskoca partiler, kahve politikacılarının kısır kurnazlıklarına inanıyor.  Araştırma bilimi ciddi bir bilimdir. Anket ve araştırma ayrı şeylerdir. Araştırma şirketlerini , anket şirketi diye küçümseyenleri seçmende küçümser .

Yanlış uygulamalara ve anti-demokratik anayasaya hepbirlikte itiraz etmeliyiz.   Emekci kardeşlerimiz bize ezberletti. “Kurtuluş yok tek başına ! ya hep beraber, ya hiç birimiz !”
Bu çekirge sıçraya sıçraya yoruldu. Güvenmeyelim.

 

 

Önerdiğim yazılarım

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Reklamlar

One response to “Hani bir çekirgemiz vardı. Hep sıçrardı :( “Seçimler, YSK, yargı ve sivil anayasa …”

  1. Geri bildirim: Boyun Eğmeyen CHP “direnişin sönen ateşi” | özgür mutfak

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s