Deniz BAYKAL, kaset ve Türk Siyaseti

Deniz BAYKAL ile ilgili görüşlerimi söylemiştim. Kaset olayına yaklaşımımda bellidir.  Bu konuda beğendiğim ilk yorumu “görüşlerimiz farklı olan”  Devlet BAHÇELİ’den geldi.   Partinin internet sitesinde yayınlanan basın açıklamasını aynen kopyalıyorum.

Türkiye, içine düştüğü puslu siyasi ortamın gerilimlerini ve gerginliklerini alabildiğine yaşamaktadır. Ardı ardına meydana gelen son derece düşündürücü olaylar dizisi milletimizi tam anlamıyla şaşırtmış ve endişeye sevk etmiştir.

Kutuplaşma ve çatışmanın tırmandığı bugünkü ortamda kurumların birbiriyle çarpıştığı; çekişmelerin had safhaya ulaştığı; insanların birbirinden kuşku duyduğu tam bir çöküntü hali yaşanmaya başlanmıştır.

Milli ve manevi değerlerde olduğu kadar, siyasette de ahlaki ve vicdanı bütün ölçüler kaybolmuş; çok ciddi sosyal çözülme, ahlaki çöküş ve hayatın her alanında ortaya çıkan yozlaşma hali, üst düzey siyasetçileri de etkisi altına almıştır. Bunun en son örneği Sayın Deniz Baykal’ın da içinde yer aldığı iddialarda ortaya çıkmıştır.

Kişisel ilişkilerin ve özel hayatın mahremiyetinin sınırlarını tayin etmek elbette ki şahısların belirleyeceği bir alandır. Ancak Ana Muhalefet Liderinin özel hayatına yönelik muhatap olduğu utanç verici tertibin kara bir leke olarak siyasi tarihimize geçeceği de açıktır.

Elbette ki medyaya kadar yansıyan görüntülerin meşruiyeti ve doğruluğu, suçlama ve komplolara maruz kaldığını iddia edenlerin bileceği ve açıklayacağı hususlardır.

Ancak burada esas üzerinde durulması gereken nokta, Türk siyasetinin gizli mihraklar tarafından tanzim edilmeye çalışılıyor olması, kritik bir sürece giren ülkemizde siyaset aktörleri üzerinde yoğun bir kampanyanın başlatılmış bulunmasıdır.

İki kişiye ait olduğu iddia edilen görüntülerin, özel hayatın dokunulmazlığı ve gizliliği ilkelerini hiç dikkate almadan ve umursamadan, medya üzerinden ahlaksız yöntemlerle sızdırılması tarifi olmayan bir alçalma halinin son şeklidir.

Bu gelişmeler üzerine Sayın Baykal’ın, CHP Genel Başkanlığından istifa kararını açıklarken iddiaların komplo olduğunu vurgulaması, ülkemizin her sorununu çözmekle görevli ve yetkili olan AKP hükümetine de büyük bir sorumluluk yüklemiştir.

Yaptıkları görev itibariyle göz önünde olan siyasetçilerin; internet üzerinden yayımlanan ahlak, vicdan ve hukuk dışı saldırılara hedef haline gelmiş olması, ülkemizin hangi karanlık noktalara sürüklenmek istendiğinin en son delili olmuştur.

Bu kapsamda Başbakan Erdoğan’ın ve hükümetinin iddia edilen komployu bütün yönleriyle ve en kısa sürede çözüme kavuşturması en önemli siyaset sorumluluğu haline gelmiştir.

Türk siyasetinin, kaset savaşlarının ortasına düşmesi; çapsız ve ahlaksız gelişmelerin odağına gerilemesi hiç kimseye bir şey kazandırmayacaktır.
Milliyetçi Hareket Partisi, son olayla birlikte ortaya çıkan bireysel hak ve özgürlük alanlarını doğrudan ihlal eden, bu ve benzeri kanunsuz girişimlerin ve arkasındaki mihrakların tespitini ve gerçeklerin gün ışığına çıkarılmasını hükümetten acil olarak beklemektedir.

Devlet BAHÇELİ, 11.mayıs.2010

Sayın Devlet BAHÇELİ ‘ye teşekkür ediyorum.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s