özgür mutfak

Entries categorized as ‘Şiir’

Kemal BURKAY ‘ı hatırlarken …

September 18, 2009 · Leave a Comment


Kemal Burkay’ı hatırlarken…



1993 yılının nisan ayında, ne olduysa, yazılı medyamızın bir kısmı Kemal Burkay’ı gündeme taşıdı. Bazı haftalık dergilerde onun yaşamıyla birlikte, bulabildikleri eski arkadaşlarının Burkay üzerine anı ve değerlendirmesi yer aldı. Örneğin haftalık Aktüel dergisi 8-14 Nisan 1993 tarih ve 92. sayısında ona dört sayfa ayırdı. İlk iki sayfada, kocaman fotoğrafının yanı sıra şu başlıkla Kemal Burkay okuyuculara tanıtıldı:

“Kürdistan Sosyalist Partisi Lideri Kemal Burkay
KÜRT OLOF PALME’si…”
***
Aktüel’in söz konusu sayısında Kemal Burkay’ın biyografisi son derece iyi hazırlanmıştı. Doğup büyüdüğü Dersim bölgesi; eğitimi, edebiyat çalışmaları, siyasi bilinçlenmesi ve örgütlenmeyle birlikte atbaşı giden yayın hayatı… Hatta Sezen Aksu’nun besteleyip okuduğu şiirine dek… Daha sonraki sayfalarda ise yaşamakta olan eski arkadaşlarının tanıklığı vb…
***
Mahir Kaynak ne dedi?
Yazılı medya dışında kimi televizyon kanalları da ilgilendi Kemal Burkay’la. Aynı günlerde bir gece star TV’de, şimdilerde kendisine artık pek fazla ‘müracaat edilmeyen’ Mahir Kaynak konuktu. Kanalın oldukça deneyimli iki elemanından kadın olanı konuşmayı açtı:
- Efendim, dedi; ne düşünüyorsunuz Kemal Burkay için?
Aradan on beş yıl geçse de, dün gibi anımsıyorum. Mahir Kaynak fazla düşünmedi. İki elini dirsek seviyesinden yukarıya kaldırdı, iyice açarak sağa sola götürüp getirdi.
- Hayır, hayır! dedi. Türk devleti için Kemal Burkay değil, Abdullah Öcalan gibi bir düşman gerek.

Categories: Alıntılar · Türkiye · _Özgür Mutfak · sanat · İstanbul · Şiir

Moda İskelesi

August 5, 2009 · Leave a Comment

dondurma keyfi, Moda İskelesi, İSTANBUL

dondurma keyfi, Moda İskelesi, İSTANBUL

Categories: Gezi · Türkiye · _Özgür Mutfak · sanat · Şiir
Tagged: , ,

Yerçekimli karanfil

July 19, 2009 · Leave a Comment

Yerçekimli karanfil

Biliyor musun az az yaşıyorsun içimde 
Oysaki seninle güzel olmak var 
Örneğin rakı içiyoruz, içimize bir karanfil düşüyor gibi 
Bir ağaç işliyor tıkır tıkır yanımızda 
Midemdi aklımdı şu kadarcık kalıyor. 

Sen karanfile eğilimlisin, alıp sana veriyorum işte 
Sen de bir başkasına  veriyorsun daha güzel 
O başkası yok mu bir yanındakine veriyor 
Derken karanfil elden ele. 

Görüyorsun ya bir sevdayı büyütüyoruz seninle 
Sana değiniyorum, sana ısınıyorum, bu o değil 
Bak nasıl, beyaza keser gibisine yedi renk 
Birleşiyoruz sessizce.

 

Edip CANSEVER

Categories: Alıntılar · Gezi · Haberler · Kişiler · Müzik · Türkiye · _Özgür Mutfak · sanat · İstanbul · Şiir
Tagged: , ,

Ben sevmek, sevmek isterdim. Nerden bilirdim, sevenler ağlarmış

March 10, 2009 · 4 Comments

Sevenler Ağlarmış

Bir yarim olsun isterdim, gözleri yeşil
Bir yarim olsun isterdim, gül yüzü gülen
Onu çok sevmek isterdim, delice sevmek
Peşinden koşup koşup, sonunda almak

Ben sevmek, sevmek isterdim
Nerden bilirdim, sevenler ağlarmış

Bir yarim oldu sonunda, gözleri yeşil
Bir yarim oldu sonunda, gül yüzü gülen
Onu çok sevdim sonunda, delice sevdim
Fakat bu aşkın sonunu, ben hiç bilmezdim

Ben sevmek, sevmek isterdim
Nerden bilirdim, sevenler ağlarmış

Üç Hürel

Categories: Alıntılar · Kişiler · Müzik · Türkiye · sanat · Şiir · şarkı sözleri
Tagged: , , ,

Ve ey ödeşmelerin, yüzleşmelerin, erkekçe vuruşmaların kaçağı Beni harcadın ulan! Beni sattın, Utanmıyormusun ….

March 10, 2009 · Leave a Comment

Türkiye değişiyor, İstanbul’u tanıyamıyorum.

Superstar Ajda Pekkan ,  kürtçe şarkı söylemiş.   Evimin karşısında TKP ilçe örgütü var.  Moda İskelesinde içki içilmiyor.  Devlet televizyonunda Kürtce yayın yapılıyor.  Köyümde görmediğim çarşaflı kişileri, İstanbul’da görüyorum.

evet değişiyoruz.

Bizim toprağımızdan Nazım Hikmet, memleket hasretiyle öldü.  Ahmet Kaya  kürtce şarkı söyleyeceğim dediği için sürgün oldu.   Niceleri bu fikirleri söylediği için süründü, süründü …

ve ben korunaklı parklarda ölüşmeyip,  “Bütün alışkanlıklarımmdan öte, Yorumsuz bir hayatı seçiyorum” …

Özleyeceğiz seni , Yusuf Hayaloğlu

İSTANBUL ACILAR KRALİÇESİ

İstanbul ey İstanbul ey
Ey acıların gözyaşlarının kraliçesi
İstanbul ey İstanbul ey
Ey bozgunların garip çiçeği
Bu akşam yemin ettim
Seni bir daha öpmemek için
Benki bütün duvarlarını, afişlerle donatıp
Yumruğumla kanatmıştım
Rezil bir aşktı
Bütün arkadaşları miting alanlarında
Ve mezarlıklarda bırakmıştım

İstanbul ey İstanbul ey
Acılar kraliçesi
Umudun ve direncin yorgun anası
Ve ey çıldırmak üzere olmanın çamurlu ikonası
Tırnaklarım kopuyor, Görmüyormusun
Bir benmiyim kapılarını şaşıran her yokuşun başında
Bir benmiyim ekmek arasına canına doğrayıp doğrayıp yutan
Bir kedi bile sağarken yüreğini
Telaş içerisinde yavrusuna
Ey acımasız acuze!
utan şu türbelerinden
Minarelerinden utan
İstanbul ey İstanbul ey
Acılar kraliçesi
Savaşın ve bozgunların gariban çiçeği
Ve ey teslimiyete düşmenin o hazin gerçeği
Bayraklarım kanıyor, Sormuyormusun
Kadınlarınki;
Omuzları hicran, saçları ihanet sarısı
Çocuklarınki;
Yağmur emiyor yıkılası kaldırımlarından
En ücra genlerime, alyuvarlarıma,
Kılcal damarlarıma, ruhuma kadar.Bıktım
İliklerime, gömlek ceplerime kadar sızan
Bu Allahsız yağmurundan
İstanbul ey İstanbul ey
Acılar kraliçesi
İhtişamın ve sefaletin çaresiz bacısı
Ve ey çürümenin yok olmanın amansız sancısı
Ciğerlerim çatlıyor, Duymuyormusun
Hangi pencerene çıksam
O salya sümük pezevenk suratları
Hangi caddene dökülsem
O şangur şungur düş kırıkları
Bütün bu ezginler, tükenenler, yerlere serilenler, tutunamayanlar
Sarsmıyormu seni hiç
Bunca infilak
Bunca isyan çığlıkları
İstanbul ey İstanbul ey
Acılar kraliçesi
Aldanışların ve hüznün yalancı tanrıçası
Ve ey ruhu kirlenmiş gecelerin cilveli yosması
İntihar anı geldi, beni öpmüyormusun,
Ağlamak istemiyorum, yenildim sana
Hikayenin özeti bu
Bir istimlak gibi ödedim ve çiğneyip geçtin maceramı
Şimdi ben suçlarımı didikleyen bu martı sürüsüyle
Şimdi ben hangi şehirde soğulturum zonklayıp duran bu yaramı
İstanbul ey İstanbul ey
Acılar kraliçesi
İhanetin ve ihbarların arkadan dolaşan bıçağı
Ve ey ödeşmelerin, yüzleşmelerin, erkekçe vuruşmaların kaçağı
Beni harcadın ulan!
Beni sattın
Utanmıyormusun

Yusuf Hayaloğlu

ve işte ilgili haberde budur.

AJDA PEKKAN’DAN KÜRTÇE PARÇA

“Aile İçi Şiddet Acil Yardım Hattı”nı kullanma bilincinin artırılması için düzenlenen “Güldünya Konseri”nde Ajda Pekkan’ın okuduğu Kürtçe şarkı geceye damgasını vurdu.

Türkiye’nin ünlü kadın sanatçıları, “Aile İçi Şiddet Acil Yardım Hattı”nı kullanma bilincinin artırılması için “Güldünya Konseri”nde bir araya geldi. Dört saat süren müzik şölenine Ajda Pekkan’ın sahnede kürtçe parça seslendirmesi damgasını vurdu.

Türker İnanoğlu Maslak Show Center’da gerçekleşen “Güldünya Şarkıları” konserinde, aralarında Sezen Aksu, Ajda Pekkan, Aynur, Aylin Aslım, Şebnem Ferah, Şevval Sam, Rojin ve Funda Arar’ın bulunduğu sanatçılar, şarkılarını Behzat Gerçeker yönetimindeki ENBE Orkestrası eşliğinde Türkiye’de kadına yönelik şiddete son demek için söyledi.

Hürriyet Gazetesi İcra Kurulu Başkanı Vuslat Doğan Sabancı, “Hepsine minnetarız. Çok mutluyuz. Güldünya CD’si çıkmıştı. Bu konserde de daha çok bu CD’nin parçaları çalacak. Çok yardım geldi. Herkes çok gönülden bunun elinden tuttu. Bütün sanatçılarınmıza ben çok teşekkür ederim. Geliri bağaşı ‘Aile İçi Şiddet Yardım Hattı’na gidecek. Biliyorsunuz Türkiye’nin tek 7 gün 24 saat hizmet veren yardım hattı. Bu hattı bu tür desteklerle yaşatabildiğimiz için çok mutluyuz” dedi.

Gece sonunda yaklaşık 100 bin TL’lik gelir beklediklerini belirten Hürriyet İcra Kurulu Üyesi ve Kurumsal İletişim Direktörü Temuçin Tüzecan, “Bizim Aile İçi Şiddete Son Yardım Hattımız var, 7 gün 24 saat sürekli hizmet eden. Bu hat sadece İstanbul’a hizmet veriyor. Bunu tüm Türkiye’ye yaygınlaştırmak için desteğe ihtiyacımız var. Bu desteğin önemli ayaklarından biri bu” diye konuştu.

Biletlerin 110 ila 250 TL’den satıldığı konserde, 1700 koltuk kapasiteli salonun tamamı doldu. Geceye çok sayıda ünlü sima katıldı. Konser yaklaşık 4 saat sürdü. Konserin ikinci yarısı sahneye çıkan Ajda Pekkan 3 parça seslendirdikten sonra gecenin en büyük süprizini yaparak sahneye genç şarkıcı Aynur’u davet etti ve sanatçının Keje Kurdı yani Kürt Kızı adlı parçasını birlikte seslendirdi. Bu teklifin kendinden çıktığını belirten Hürriyet İcra Kurulu Üyesi ve Kurumsal İletişim Direktörü Temuçin Tüzecan,”böylece Ajda Pekkan Fransızca, Türkçe ve İngilizce’den sonra repertuara birde kürtçe parça eklemiş oluyor. Birkaç gün çalıştılar. İkiside çok profesyonel. Teklif benden çıktı. Ajda Pekkan’da hemen kabul etti” dedi. Genç sanatçı Aynur’unsa mutluluğu sahnede gözlerinden okunuyordu. Toplumdaki kadın üzerindeki şiddetin üzerinde durmak ve Türkiye’nin en öne gelen solistlerinin bu sesi duyurmalarının cok güzel bir adım olduğunu söyleyen Aynur, “devamı gelsin diyorum. Ajda hanım kendisi böyle bir istekte bunuldu. Ben de kabul ettim. Albümden sonra geldi bu teklif. Gayet iyi söylüyor zaten çok iyi bir solist hemen kavradı” diye duygularını ifade etti.

Funda Arar ise, “Gerçekten çok anlamlı aile içi şiddete hepimiz son diyoruz.Aile içi şiddet hattına yardıma gidecek konserdeki tüm gelir. Bir kaç günden beri provalar devam ediyor. Gelen seyirciler hem bu amaç için burada olacaklar, hemde güzel bir müzik ziyafeti için. Burada olduğum için çok mutluyum” dedi.

Şevval Sam ise” Kitleleri peşinden sürükleyen insanlar çoğunlukla saratçılar aynı zamanda eğitimde de bir şekilde gücü olan insanlar. Bizim yaptıklarımız ile birlike söllediklerimizi takip eden insanlar da var. Bu yüzden bizim cümlelerimizi doğru kurmak gerekiyor. Yani bu gece sahneye çıkmakla mücizeler yaratmayacağız. Ama bir takım insanları bazı sorunlara karşı farkındalık yaratacağız. Bir şekilde bir yerlere dikkat çekip birşeylerin altını çiziceğiz. Artık öyle bu bizim kaderimiz demiyecek belkide kadınlar. Başka türlü düşünmemiz lazım. Birşeyler yapmamız lazım diyecekler” diye konuştu.
Konser sonunda, 1980′li yılların ortalarından itibaren kadın mücadelesinin marşı haline gelen “Kadınlar Vardır” şarkısı, tüm sanatçılar tarafından birlikte seslendirildi.

NEDEN GÜLDÜNYA…
Konserin adı “Güldünya Şarkıları”. Çünkü, gencecik yaşında aile içi şiddete kurban edilen Güldünya Tören, bugün Türkiye’de kadına yönelik şiddetin bir sembolü. Bütün suçu, ailesinin istemediği biriyle birlikte olmaktı Güldünya’nın ve İstanbul’da sokak ortasında kurşunlandı. Ölmedi, hastanede yoğun bakımda hayat mücadelesi verirken, “işi yarım bıraktıklarını düşünen” iki ağabeyi, ellerini kollarını sallaya sallaya içeri girdiler ve “işi” bitirdiler. Onu sevip sarıp kollaması beklenen ailesi, zaten ölüm fermanını çıkarandı, yaşadığı köy, suçluları suça iterek ve saklayarak bu büyük günaha ortak olmuştu.

Milliyet

Categories: Haberler · Kişiler · Müzik · Türkiye · Yasaklar · _Özgür Mutfak · güncel · sanat · Şiir
Tagged: , , , , , , ,

Marş söylemeden ölmek bize yakışmaz

March 7, 2009 · Leave a Comment

Ahmet Kaya ‘nın unutulmaz yorumu ile hatırlıyorum.

Lili Marlen Türküsü

Akşam olur mektuplar hasretlik söyler
Zagrep radyosunda Lilimarlen türküsü.
Siperden sipere ateş tokuşturanlar
Karanlıkta dem tutan ishak kuşu.

Biz insanlar, dünyalılar yemin ettik imanımız var
Hürriyet için, hürriyet aşkına
Savulacak dönem
Savulacak düşman
Dehrin cefasını çektik
Sefasını süreceğiz.

Akşam olur mektuplar hasretlik söyler
Zagrep radyosunda Lilimarlen türküsü
Dost ağlar karanfilim, dost ağlar karanfilim
Marş söylemeden ölmek bize yakışmaz

Atilla İlhan

Categories: Alıntılar · Atilla İlhan · Haberler · Kitap · Kişiler · Müzik · Türkiye · Yasaklar · _Özgür Mutfak · güncel · sanat · Şiir · şarkı sözleri
Tagged: ,

Vakit tamam seni terk ediyorum. Bu incecik bir veda havasıdır

March 7, 2009 · 1 Comment

Bir Veda Havası
Vakit tamam, seni terk ediyorum.
Bütün alışkanlıklardan öteye…
Yorumsuz bir hayatı seçiyorum.
Doymadım inan, kanmadım sevgine.
Korkulu geceleri sayar gibi,
Birden bire bir yıldız kayar gibi,
Ellerim kurtulacak ellerinden
Bir kuru dal ağaçtan kopar gibi.
Aşk sa bitti, gül se hiç dermedik
Bul kendini kuytularda hadi dal
Sen bir suydun, sen bir ilaçtın.
Hoşçakal iki gözüm hoşçakal.

Vakit tamam seni terk ediyorum
Bu incecik bir veda havasıdır
Parmak uçlarına değen sıcaklık
İncinen bir hayatın yarasıdır
Kalacak tüm izlerin hayatımda
Gözümden bir damla yaş aktığında
Bir yer bulabilsem seni hatırlatmayan
Kan tarlası gelincik şafağında
Ölümse korktum savaşsa hep kaçtım
Vur kendini korkularda hadi al
Seninle bir bütün olabilirdik
Hoşçakal iki gözüm hoşçakal

Yusuf Hayaloğlu

Categories: Haberler · Kişiler · Müzik · Türkiye · Yasaklar · _Özgür Mutfak · güncel · sanat · Şiir
Tagged: ,

Penceresiz kaldım anne, Uçurtmam tel örgülere takıldı

March 7, 2009 · Leave a Comment

Yusuf Hayaloğlu, hayata gözlerini yumdu. Artık dizeleriyle, gönüllerimizde yaşayacak.

Hani Benim Gençliğim

Hani benim sevincim nerde
Bilyelerim, topacım
Kiraz ağacında yırtılan gömleğim
Çaldılar çocukluğumu habersiz.
Penceresiz kaldım anne
Uçurtmam tel örgülere takıldı
Hani benim gençliğim nerde.
Ne varsa buğusu genzi yakan
Ekmek gibi, aşk gibi
Ah… Ne varsa güzellikten yana
Bölüştüm, büyümüştüm.
Bu ne yaman çelişki anne
Kurtlar sofrasına düştüm
Hani benim gençliğim anne
Hani benim sevincim nerde
Akvaryumum, kanaryam
Üstüne titrediğim kaktüs çiçeğim
Aldılar kitaplarımı sorgusuz.
Duvarlar konuşmuyor anne
Açık kalmıyor hiç bir kapı
Hani benim gençliğim anne
Yağmurları biriktir anne
Çağ yangınında tutuştum.

Hani benim gençliğim anne.

Yusuf Hayaloğlu


Babanı Unutma Yavrum

Bu şarkı senin al dinle
Usulca dokun sesime
O minicik ellerinle
Babanı unutma yavrum

Yağmurlar rüzgarla barışır
Yağmurlar çimenle öpüşür
Belkide uçurum kavuşur
Babanı unutma yavrum

Bir gün tutuşup kavgaya
Kalbin hırpalandığında
Söküp verebilirim sana
Babanı unutma yavrum

Hasta iken yataklar içinde
O hayın sokaklar içinde
Sorgular yasaklar içinde
Babanı unutma yavrum

Sen benim için üzülme
Bakınca suskun resmime
O körpecik yüreğinle
Babanı unutma yavrum

Bir gün duyarsan dağlarda
Ölüm haberleri radyoda
Bende olabilirim orda
Babanı unutma yavrum

Yusuf Hayaloğlu

Categories: Alıntılar · Türkiye · Yasaklar · Şiir
Tagged: ,

Yine gece bıkkınlığı, yine sabah telaşlarına alışmak için ….

February 19, 2009 · Leave a Comment

Deniz Kokusu

Deniz kokusu getiriyorum
Nem sinmiş tuzlu bedenime
Sabah ayazından gözlerim kırmızı
Bir şarkı tutturmuşum rastgele durduramıyorum
Durduramıyorum

Deniz kokusu getiriyorum
Karlı dağların tepesi özgürlük
Dibi deniz işte akdeniz
Uçarı bir hafiflik uçuşuyor başımda
İnanamıyorum inanamıyorum

Yarım gün uzakta Ankara
Sokaklarında uslu kentliyi oynamak için
Yine gazeteleri okumak yine gece bıkkınlığı
Yine sabah telaşlarına alışmak için

Deniz kokusu getiriyorum
Güneş kavurmuş tenimi
Bir sevişme sonrası gibi
Neden umursamaz ve yalınım hiç bilemiyorum
Hiç bilemiyorum

Bülent Ortaçgil

Categories: Bülent Ortaçgil · Kişiler · Müzik · Türkiye · Şiir
Tagged:

Bulanmadan, donmadan, Akmak ne hoş

February 18, 2009 · Leave a Comment

Yeniliğe Doğru

Her gün bir yerden göçmek
Ne iyi

Her gün bir yere
Konmak ne güzel
Bulanmadan, donmadan
Akmak ne hoş

Dünle beraber
Gitti cancağızım

Ne kadar söz varsa
Düne ait
Şimdi yeni şeyler
Söylemek lazım

Mevlana Celaleddin Rumi

Categories: Alıntılar · Kişiler · Mevlana · sanat · Şiir
Tagged:

Ben dervişim diyene, Bir ün edesim gelir

February 18, 2009 · Leave a Comment

Ben Dervişim Diyene

Ben dervişim diyene
Bir ün edesim gelir
Tanıyuben şimdiden
Varıp yetesim gelir

Sırat kıldan incedir
Kılıçtan keskincedir
Varıp anın üstüne
Evler yapasım gelir

Altında Gayya vardır
İçi nâr ile pürdür
Varuben ol duldada
Biraz yatasım gelir

Ta’neylemen hocalar
Hatırınız hoş olsun
Varuben ol tamuda
Biraz yanasım gelir

Andan Cennete varam
Cennette Hakık görem
Huri ile gulmanı
Bir bir kucasım gelir

Derviş Yunus bu sözü
Eğri büğrü söyleme
Seni sigaya çeker
Bir Molla Kasım gelir

Yunus Emre

Categories: Kişiler · Yunus Emre · sanat · Şiir

Gece, korkunç, karanlık, karanlık

October 30, 2008 · Leave a Comment

Gece

Gece, sessiz, nefessiz
Gece, sensiz, çaresiz
Gece, korkunç, karanlık, karanlık
Gün ağarmadan gel

Gece, yalnız, huzursuz
Gece, uzun, uykusuz
Gece, korkunç, karanlık, karanlık
Gün ağarmadan gel

Gene, sessiz, usulca, güneş doğmadan gel
Gene, sessiz yavaşça, uyandırmadan gel

Gece, pişman, ağlıyor
Gece, düşman geliyor
Gece, korkunç, karanlık, karanlık
Gün ağarmadan gel

Gece, ruhum acıyor
Gece, sancım artıyor
Gece, korkunç, karanlık, karanlık
Gün ağarmadan gel

Üç Hürel

Categories: Alıntılar · Müzik · Türkiye · sanat · Şiir
Tagged: , , ,

Seviyorum seni hiç bir şeyi sevmediğim gibi …

October 29, 2008 · Leave a Comment

Ülkem benim

Ülkem benim
Garib hüzünler içinde mahzun..

Ülkem benim
Boynunu asla bükme
Bükme o mağrur boynunu..
Ülkem benim!
Seviyorum seni hiç bir şeyi sevmediğim gibi… Ülkem

Memleketim
Üzme asla canını
Hangi günü gördün akşam olmamış
Elbet hak dönemidir
Döner de gelir
Bulur herşey yerli yerini
Memleketim, memleketim
Memleketim benim, memleketlim

Aldığımdan daha güzel
Veremezsem seni, çoluk çocuğuma
Lanet olsun bana…
Hele okudukça istiklal harbini
İnan bana..!
Ülkem benim, memleketim
Canım cananım
Yegane sevgilim
Hiçbirşey uğruna vazgeçemediğim
Memleketim..!

Cem Karaca

Cumhuriyet’in kurucusu Atatürk ‘ün yolundayız … Cumhuriyet Bayramı kutlu olsun.

Categories: Alıntılar · Müzik · Türkiye · _Özgür Mutfak · sanat · Şiir
Tagged: , ,

Sarhoşum, yıkılmışım ama erkekce konuşmadayım …

October 25, 2008 · Leave a Comment

Güneşe Kulum Ben

Mademki ben güneşe kulum,
güneşten söz açmalıyım size.
Mademki gece değilim ben,
mademki karanlığa tapmıyorum,
düşten dem vurmak nafile.

Mademki tıpkı güneşe benziyorum,
elimi eteğimi çekmeliyim üzerinden
ferah, mâmur olan yerin.
Mademki tıpkı güneşe benziyorum,
doğmalıyım ortasında harabelerin.

Gerçi bugün bir kuru elmayım,
ama değerim ağacımdan çok.
Gerçi sarhoşum, yıkılmışım ama
doğru lâf etmedeyim,
erkekçe konuşmadayım.

Benim gönlümün kokusu
yöresindeki topraktan gelir.
Ben o topraktan utanırım da
nedense bir tek söz söyleyemem
suya dair.

Güzel yüzünden kaldır perdeni,
böyle konuşmayı yakıştırma bana.
Taş gibi kaskatıysa senin kalbin,
bak benim kalbim yanmış, ateş haline gelmiş.
Bir iyilik eder, şişeyi alırsan eline,
bir de bakacaksın ki kadehle şarap bende dile gelmiş.

Mevlana

Categories: Alıntılar · Türkiye · sanat · Şiir
Tagged:

Türk edebiyatının büyük ustası Fazıl Hüsnü Dağlarca 94 yaşında hayata veda etti

October 15, 2008 · 2 Comments

Fazıl Hüsnü Dağlarca bir koca çınar idi.  Artık şiirlerinde yaşayacak.  Allah rahmet eylesin.

Ben  Akdeniz’i sevdim onun dizelerinde…

Dersin ki
Ellerimize değecek
Yıldızlar
Büyüyecek büyüyecek de.

Dersin ki
Bir aydınlığı var
Sevgililer için,
Karanlık sessiz de.

Dersin ki
Uyuyamıyorum
Yalnızız
Gece, mavi de.

Akdeniz enginlerde kararmaktadır
Ama
Ben
Öyle maviyim ki.

Akdeniz bir gitmişlikle eski, uzak,
Ama
Ben
Sahibi gibiyim yıldızların.

Akdeniz seni bir daha yaratamaz
Ama
Ben
Seni bir daha sevebilirim.

Categories: Edebiyat · Türkiye · sanat · Şiir
Tagged:

Rabbim Rabbim bana yüzümü geri ver, Bulanık aklım

September 11, 2008 · Leave a Comment

Yusuf’un Günlüğü

Aşkın elif halinde
Eliften habersiz
Kendime ordular biçiminde
Lal olmuş haller içindeyim
Bir tebessüm kadar susturulmuşum hayata
Tam ortasından ikimizin
Gecenin fotoğraf yalnızlığındayım.

Belki hüzün belki aşk
Ne kadar sürerse mutluluk
Suyun yanması gibi
Adresi değişmiş haller içindeyim.

Aşkın elif halinde
Lacivert bir serseriyim ben
Sarhoşum; üstelik dervişim yaşım kadar
Ses tellerinizde birinden diğerine kanayan sokak yalnızlığı
Belki de siz adını koyarken eski o kalbimin iki kişilik mavisi
Çürüyor dogmatik tırnaklarım takılı kaldığı yeri etimin
Namazım bozuluyor çığlığımda
Çığlığım ince belli çay bardağı.

Sarhoşum
Üstelik dervişim yaşım kadar
Öyleyse ben de bir belge sunmalıyım öldüğüme dair
Madem ki aşk içindi herşey
Madem ki yok aşktan gayrısı
Madem ki kul olmak vardı güzele; ezelde ve yeryüzünde
Diyelim belki aşk belki hüzün
Adını nasıl unutursa insan
Kendime ordular biçiminde bir belge sunmalıyım öldüğüme dair
Haydi suçlayın beni kanıtlayın yaşadığımı
Sabah namazından önce seviştiğim -ki ibadet yanı bu dinimin-
İki noktanın keşiştiği yeri siz nasıl isimlendirirdiniz ? ben peygamberimle sevişirken tırnağımı kırdım
Rabbim rabbim bana yüzümü geri ver
Bulanık aklım
Neden caddelerde kalabalıklar sadece et kokuyor ve neden utanık anarşik sevişmeler tutuyor hep midemi
Hukuka uygunluk
İnsan hakları
Birleşmiş etler
Oysa bu çağda bir çocuğun yaşama hakkı intiharının yaşı kadar
Farzedelim icrayı ve icracıyı içinde barındıran ve önceden planlan
Sanki yazarken eskiten
Tefsir gücü
Tahrik düşü
Kelam
Kavram
İnsan…

Sarhoş dervişim
Halimce düştüm ateşe divane
Allahım lal oldu içim
Ayrılık ölümden öte
Ben ki şarap eskitirim
Gözyaşlarının aktığı yerde
Döktüm kirpiklerimi
Ah ıslandı şehir bu gece…

Murat Çelik

Categories: Alıntılar · Müzik · Türkiye · Şiir
Tagged: ,

Ölmek mi dogru yoksa yaşamak mı ? Ayıramam ayrılığı ayrılıktan bile bile …

September 9, 2008 · Leave a Comment

Düşümdeki yolculuk

Uyumlar kayboldular
Gözyaşı kuş oldu uçtu ayrı dünyalara
Dinlendim filizlendim
Başkaları girmedi hiç hayatıma
Üzülmek mi dogru yoksa sevinmek mi
Ayıramam kndimi kendimden bile bile

Uzadı yol çatallandı
Gönlüm bi hoş oldu hayıflandı
Sevgiler yağmur bekler
Tek bir güneş hiç bir şeye yetmez ki
Ölmek mi dogru yoksa yaşamak mı
Ayıramam ayrılığı ayrılıktan bile bile

Ufunetler çıkın gidin gözlerimden
Aşık bekler beni en mahrem yerinden
Koklayamam duyarım ayrı kalmanın cinnetini
En derinden
Ufunetler çıkın gidin düşlerimden……….

Düşlerim bir başkaydı
Ne oldu da içinde karalar açtı

Düş sokağı sakinleri

Categories: Alıntılar · Müzik · Türkçe pop · sanat · Şiir · şarkı sözleri
Tagged: , ,

Ne Böyle Sevdalar Gördüm Ne Böyle Ayrılıklar

August 28, 2008 · Leave a Comment


Ne Böyle Sevdalar Gördüm Ne Böyle Ayrılıklar

Ne zaman seni düşünsem
Bir ceylan su içmeye iner
Çayırları büyürken görürüm

Her akşam seninle
Yeşil bir zeytin tanesi
Bir parça mavi deniz
Alır beni

Seni düşündükçe
Gül dikiyorum elimin değdiği yere
Atlara su veriyorum
Daha bir seviyorum dağları

İlhan Berk

1918 – 2008

Categories: Alıntılar · sanat · Şiir
Tagged:

Kızıma mektuplar

August 23, 2008 · Leave a Comment

Nasıl anlatsam

Ölesiye sıkıldığımı

Nasıl anlatsam

Yalnızlığımı

Bir gurbetten bir başka gurbete

Taşırken beni trenler;

Ve bir babanın

Dizine yaslanmış

Minik bir baş gördüğümde

Gözyaşlarımı tutamadığımı ….

Nisan 1984

Ataol Behramoğlu

Kızıma Mektuplar

Categories: Alıntılar · Ataol Behramoğlu · Şiir
Tagged:

Mevlana poems

May 24, 2008 · Leave a Comment

Categories: Alıntılar · Türkiye · _Özgür Mutfak · sanat · Şiir
Tagged: ,