KLEZ-MEZ Sumru Ağıryürüyen (vokal, mandolin), Boral Gürel (keman, vokal), Yuri Ryadchenko (bayan, saksofon/Ukrayna), Özlem Gürel (çello, vokal)
Kadıköy, Gitarcafe, 23 Nisan 2008, Çarşamba 21.00
Entries categorized as ‘Sumru Ağıryürüyen’
Mekan : Kadıköy GitarCafe, Sahnede : Sumru Ağıryürüyen
January 18, 2008 · Leave a Comment
Categories: Alıntılar · Gezi · Haberler · Kişiler · Mozaik · Müzik · Sumru Ağıryürüyen · Türkiye · sanat · İstanbul
Tagged: Sumru Ağıryürüyen
Bindokuzyüzseksenbir
June 18, 2007 · Leave a Comment
Bindokuzyüzseksenbir
Akşam ayak sesleriyle iner şehre
Hep birden evlerine kaçışırlar
Kapılar kilitlenir, perdeler çekilir
Sokakta kalır sokaklar
Gece sessizce karşılanır her gece
Televizyon açılır, çocuklar yatırılır
Sabah sabaha kadar sokakta bekler
Tek misafiri tedirginlikler
Dizilmiş dururlar kameranın önünde
Gözlen bağlı değil gözleri yerde
Yorgun onbeş insan ve boştagezer üç kişidir
Yasaksız kediler gezer sokaklarda
Camların ardında güven ve huzur
Devrilen tenekeler birer savaş ilanı
Gözler kapıya döner, susulur
Sabah izinsiz gelir şehre
Birer birer evlerinden dağılırlar
Teypteki kadın bir şarkı söyler
Evlerde kalır sokaklar
Dizilmiş dururlar kameranın önünde
Gözlen bağlı değil gözleri yerde
Yorgun onbeş insan ve boştagezer üç kişidir.
Mozaik
Plastik Aşk
Categories: Alıntılar · Ayşe Tütüncü · Bülent Somay · Mozaik · Mozaik Albümler · Müzik · Saruhan Erim · Sumru Ağıryürüyen · Timuçin Gürer · sanat · Şiir · şarkı sözleri
Tagged: Mozaik
Bir Adam Öldü – Victor Jara İçin
June 13, 2007 · Leave a Comment
Bir Adam Öldü – Victor Jara İçin
Okyanusları yılları
Bu unutkan yüzyılın
Küstah ve aşıımaz
Tüfeklerin menzilleri
Şarkılardan uzun
Dört yanımız deniz
Bir adam ölürr yıllar geçer
Şarkılarını söyleriz hep beraber
Yalnızlıkları
Bu unutkan yüzyılın
Küstah ve aşıımaz
Alayların menzilleri
Gülüşlerden uzun
Dört yanımız deniz
Gücümüz biter yıllar geçer
Şarkılarımızı söyler ölü bir adam
Categories: Alıntılar · Ayşe Tütüncü · Bülent Somay · Mozaik · Mozaik Albümler · Müzik · Saruhan Erim · Sumru Ağıryürüyen · Timuçin Gürer · Türkiye · sanat · Şiir · şarkı sözleri
Tagged: Mozaik
En zararsızına verilir oy, Erkek dediğin askerlik yapar !
June 12, 2007 · Leave a Comment
Bildiklerimiz
Bilirim kadınlar sık ağlar
Evlenilir yirmisinde
Çocuklar sokakta oynar
Şehirler büyür, kirlenir sokaklar
Aradın mı bulunmaz ev
Fiyatlar artar
Polis kimlik sorar
Bilirim işe yaramaz ihtiyarlar
En zararsızına verilir oy
Erkek dediğin askerlik yapar
Binalar yıkılır, yapılır binalar
Eskiden maviymiş sular
Geçmişi hatırlamaz kimse
Polis kimlik sorar
Herşeyin adı değişir
Okunmaz yakılır kitaplar
Karın doyurmaz sinema
İstedin mi çıkılmaz yurtdışına
Yollar çok tehlikeli
Öleceklerin sayısı belli
Polis kimlik sorar
Categories: Alıntılar · Ayşe Tütüncü · Bülent Somay · Mozaik · Mozaik Albümler · Müzik · Saruhan Erim · Sumru Ağıryürüyen · Timuçin Gürer · sanat · Şiir · şarkı sözleri
Tagged: Mozaik
Yürümek
June 11, 2007 · Leave a Comment
Yürümek
Gök mavisi ve gül kuruları dökünerek
Saçlarımı rüzgârla eskiterek
Yürümek istiyorum
Yürümek
Çıplak toprakta
Serin çılgın toprakla
Yüzüm benden vazgeçene dek
Yürümek
Şarkıların sokakta yatıp kalktığı bir ülke
Yürümek istiyorum
Gözlerim birer yıldız oluncaya dek
Şarkı söylemek
Bilmediğim bir dilde
İri yarı
İhtiyar
Dostluk üzerine
Mozaik
Çook Alametler Belirdi
Söz : Meltem Ahıska
Categories: Alıntılar · Ayşe Tütüncü · Bülent Somay · Mozaik · Mozaik Albümler · Müzik · Saruhan Erim · Sumru Ağıryürüyen · Timuçin Gürer · Türkiye · Türkçe pop · sanat · Şiir · şarkı sözleri
Tagged: meltem ahıska, Mozaik
Bir Bisiklet Gezintisi
June 9, 2007 · Leave a Comment
Bir Bisiklet Gezintisi
Güneş doğdu sen büyüdün dalgalar gibi
Gözlerimin gölgesinde maviler gri
Yıldızlar uzak, çok çok uzak
Yıldızlar uzak, sen çok yakın
Sabahsın sen, sen hep yakınsın
Nerde kaldı sessiz düşlerim
Gülüşünde gelişinde hevesler saklı
Renklerinden yüreğime ışıklar aktı
Sokaklar yakın, çok çok yakın
Sokaklar yakın, sen çok yakın
Sabahsın sen, sen aldatırsın
Nerde kaldı sessiz düşlerim
Geceler sessiz, sessiz ve dengeli
Neşeler sende, sevinçler sende
Seslerimiz kimsesiz saklanınca orada
Gidelim senle, uçarak senle
Sen öyle yakın kal uzaklaşma sakın
Orda öyle dur ışıklara sokul
Gitme n’olur dur, sakın uzaklaşma
N’olur dur
Nerde kaldı sensiz düşlerim
Mozaik
Çook Alametler Belirdi
Söz: Meltem Ahıska
Categories: Alıntılar · Ayşe Tütüncü · Bülent Somay · Mozaik · Mozaik Albümler · Müzik · Saruhan Erim · Sumru Ağıryürüyen · Timuçin Gürer · sanat · Şiir · şarkı sözleri
Tagged: meltem ahıska, Mozaik
Emekli Albay Hilmi Ertunç
June 8, 2007 · Leave a Comment
Emekli Albay Hilmi Ertunç
Biliyorum meselenin nerede yattığını
Tam on beş türk devletinin
Bu yüzden battığını
Disiplinsiz çatlak sesler canımı çok sıkıyor
Ne kadar assan kessen bu gibiler hep çıkıyor
Ben hilmi ertunç, emekli albay ertunç
Ben çözdüm işi
Benim bu serseri gidişe dur diyecek kişi
Sabah aynı anda kalkılıp yüzler yıkanmalı
Bu ahenkli uyanışı alem tören sanmalı
Züppelik kol geziyor
Kahveler nes çaylar torba
Kahvaltıyı tesbit ettim
Herkese bir tas çorba
Aç bırakılmalı katlamayan peçetesini
Hastalara genel kurmay yanmalı reçetesini
Ben hilmi ertunç, emekli albay ertunç
Ben çözdüm işi
Benim bu hayasız gidişe dur diyecek kişi
Yekvücut olup başlayalım her işe ayinle
Eş-dost seçimi ve herşey ayarlansın tayinle
Yaramaza itaatsize damgalar basalım
Milli maç kaybında üç, grevde beş kişi asalım
Biz istersek eğer bu aziz millet neler yapar
Adamı göklere çıkarır, alkışlar, tapar
Oğlum ben albay ertunç, emekli albay ertunç
Ben çözdüm işi
Benim serkeşliğe gaflete dur diyecek kişi
L’m hilmi ertunç, retired colonel ertunç
İki çocuk babası, ingilizce bilir
Yeter ki hiza istikamete doğru bakalım
Ve altılı ganyanı öğrenip şu kahveden çıkalım
O hilmi ertunç, emekli albay ertunç
O çözmüş işi
Odur bu serseri gidişe dur diyecek kişi
Mozaik
Plastik Aşk
Categories: Alıntılar · Ayşe Tütüncü · Bülent Somay · Mozaik · Mozaik Albümler · Müzik · Saruhan Erim · Sumru Ağıryürüyen · Timuçin Gürer · Türkçe pop · Yasaklar · sanat · Şiir · şarkı sözleri
Tagged: Mozaik
Sappho İle Konuşma
June 7, 2007 · Leave a Comment
Sappho İle Konuşma
Ay söndü sonra yıldızlar
Gece yarılandı
Zaman geçiyor
Aşk yürüdü okşayarak kendini
Yıllarca yıllarca önceydi
Ay söndü sonra yıldızlar
Gece yarılandı
Sessizlik içindeydi gökler
Aşk yandı sonra yıldızlar
Zaman aralandı
Güller açıyor
O yürüdü söyleyerek kendini
Yıllarca yıllarca önceydi
Aşk yandı sonralar yıldızlar
Zaman aralandı
Sessizlik içindeydi gökler
Mozaik
Çook Alametler Belirdi
Categories: Alıntılar · Ayşe Tütüncü · Bülent Somay · Edebiyat · Mozaik · Mozaik Albümler · Müzik · Saruhan Erim · Sumru Ağıryürüyen · Timuçin Gürer · Türkiye · Türkçe pop · sanat · Şiir · şarkı sözleri
Tagged: Mozaik
Kendi Bıraktığım İzlerde
June 6, 2007 · Leave a Comment
Kendi Bıraktığım İzlerde
Kendi bıraktığım izlerde
Yürümeye ne gücüm var ne de anlamı var
Bunun
Varsın ters yüz olsun yüreğim
Varsın pelteklesin dilim
Konuşmayı unutan ya da
Yeni bir dile başlayan gibi
Tüm bu yararsız anlamsız
Döküntüleri
Kurumuş çalılar gibi ateşe vermek isterim
Mozaik
Çook Alametler Belirdi
Söz: Josef Fodor
Müzik: Mehmet ‘kuzu’ Taygun
Categories: Alıntılar · Ayşe Tütüncü · Bülent Somay · Mozaik · Mozaik Albümler · Müzik · Saruhan Erim · Sumru Ağıryürüyen · Timuçin Gürer · sanat · Şiir · şarkı sözleri
Tagged: Mozaik
Plastik Aşk
June 5, 2007 · Leave a Comment
Plastik Aşk
Bu çocuk zor bilecek aşklar neydi eskiden
Büyük bir kristal kavanoz gibi
Nasıl kırılırdı değmeden
Şimdi seyret zamanı
Yapma, seyret zamanı
Yapma çiçekler sunuyor sana
Tut iliştir göğsüne
Bu çocuk zor bilecek
Umutlar neydi eskiden
Sevik bir ahşap salıncak gibi
Nasıl hızlanırdı kendinden
Şimdi tutun zamana
Bakma tutun zamana
Rahat koltuklar sunuyor sana
Çek de otur üstüne
Sakla kendini bilmesin çocuk
Bu çocuk zor bilecek
Ayrılmak neydi eskiden
Parlak bir deniz feneri gibi nasıl sönerdi üflemeden
Şimdi söylen zamana
Durma söylen zamana
Artık dert değil ayrılık
Plastik aşk hep güçlü
Sakla kendini bilmesin çocuk
Mozaik
Plastik Aşk
Söz : Meltem Ahıska
Müzik : Ayşe Tütüncü
Categories: Alıntılar · Ayşe Tütüncü · Bülent Somay · Mozaik · Mozaik Albümler · Müzik · Saruhan Erim · Sumru Ağıryürüyen · Timuçin Gürer · sanat · Şiir · şarkı sözleri
Tagged: meltem ahıska, Mozaik
Gitmeliydik
June 4, 2007 · Leave a Comment
Categories: Alıntılar · Ayşe Tütüncü · Bülent Somay · Mozaik · Mozaik Albümler · Müzik · Saruhan Erim · Sumru Ağıryürüyen · Timuçin Gürer · sanat · Şiir · şarkı sözleri
Tagged: Mozaik
The other side of Turkey
April 4, 2007 · 6 Comments
The Other Side Of Turkey
Contemporary music, Folk ?-Rock ?- Jazz ? …. or just good music
Yıllar önce Bakırköy Piccatura ‘dan aldığım ilginç bir albüm idi. 40 sayfaya varan içeriği ingilizce-almanca hazırlanmış.

Categories: Ayşe Tütüncü · Bülent Ortaçgil · Bülent Somay · Kişiler · Mozaik · Mozaik Albümler · Müzik · Saruhan Erim · Sumru Ağıryürüyen · Timuçin Gürer · Türkiye · Türkçe pop · _Özgür Mutfak · sanat · şarkı sözleri
Tagged: özgür mutfak, Bülent Ortaçgil, bulutsuzluk özlemi, Mozaik
Zaman aralandı (Mozaik Konser 87)
April 1, 2007 · Leave a Comment
Güzel bir İstanbul akşamında kardeşimle birlikte gitmiştik. Konser biletlerini arşivimde bulamadım , broşürüde kardeşimden aldım.
Ya ölü yıldızlara götüreceğiz hayatı
ya da dünyamıza inecek ölüm
Türkiye ‘de alışkın olmadığım, dışarıdada az görebildiğim mükemmel bir organizasyon idi. Müziği bir kenara bırakıyorum, o zamanın koşullarında ses-ışık-sahne düzeni bile etkileyici idi ….
9 Mayıs 1987 Cumartesi, Atlas sineması / Beyoğlu
Mozaik ne zaman geri dönecek ? Mozaik’imizi geri istiyoruz.
Bir bulutun ardında ne vardı ?
iki yıl boyunca aradık
Bu arada neler oldu neler
Mehmet Tütüncü iktisat cerrahı olmak için Amerika ‘a gitti.
Sıradan insanların uzay macerası sırasız bir kazayla son buldu.
Dünyanın en seçkin nükleer kazası Çernobil’ de gerçekleştirildi.
Radyasyonun etkisiyle
Kuzu’ nun gitarı patladı.
Ayşe kendine bir synthesizer aldı.
Bazı çevrelerde gene
Doğu-Batı sentezi tartışıldı.
Serdar’ ın bir ayağı Batı’ da kaldı.
Özal by-pass oldu.
12′ den sonra çıkan tüm müzik grupları arasında zorunlu bağlar kuruldu.
Saruhan’ ın bestesine en modern yöntemler ile söz yazıldı.
Katma Değer Vergisi %12 oldu.
Bülent nikris makamında bir beste yaptı.
Doğu bölgemiz bir kaç operasyon geçirdi.
Saruhan evinden atıldı.
Şan tiyatrosu “kontak” sonucu yok oldu.
Ezel Akay Mozaik’ e güzide bir çalışma yeri buldu.
Cem oflaya puflaya Mozak’ in davulcusu oldu.
Çok çok kar yağdı.
Müziğin değil müzik eleştirmenlerinin türü olduğu anlaşıldı.
Bir grup Mozaik’ li Bodrum’ da profesyonellik dersleri aldı.
Timuçin’ in çok işi olduğundan yerine Kenya’ dan bir yamyam getirildi.
Yeni çalışma yerinde akrepler Mozaik Yönetim Kuruluna seçildi.
küçük Emrah büyüdü.
Mozaik alenen radyodan yayın yaptı.
Kaset satışlarından elde edilen gelir Ağustos Böceklerine bağışlandı.
Saruhan bas çalmaya alıştı.
Bir müzikcimiz “bizden bir şeyler olsun” dedi.
Yağız doktor olarak ayvayı yedi.
Sanata kaçmış olanların yurda dönmesine izin verildi.
Turgut sözleşmeli muhalif olarak Mozaik’ e alındı.
Türkeş 2.5 saat için hapse atıldı.
Bülent Erkmen bu konser olay olsun diye tutturdu.
Ses savaşlarında niceleri yaralandı.
Mayıs geldi
ve zaman aralandı.
Konser kadrosu
MOZAİK’87
- Cem Aksel : Davul , perküsyon
- Serdar Ateşer: Elektro gitar, Bas gitar
- Saruhan Erim:Bas gitar, İspanyol gitar, akustik gitar, vokal
- Timuçin Gürer: Vokal, perküsyon
- Bülent Somay: Akustik gitar, İspanyol gitar, vokal
- Mehmet “kuzu” Taygun: İspanyol gitar, Akustik gitar, vokal
- Ayşe Tütüncü: Piyano, DX7/TX7 Synthesizer, vokal
ve Üstelik :
- Murat Gürol:Keman
- Turgut Tükel:DX7, Poly 800 II Synthesizer
- Tahsin Ünüvar : Flüt, Soprano ve tenor saksafon
hatta:
- Fuat Domaniç:Tonmayster
- Bülent Erkman:Afiş, program dergisi
Categories: Ayşe Tütüncü · Bülent Somay · Mozaik · Mozaik Albümler · Müzik · Saruhan Erim · Sumru Ağıryürüyen · Timuçin Gürer · Türkiye · _Özgür Mutfak · sanat
Tagged: özgür mutfak, Mozaik
Mozaik ne zaman geri dönecek ? Mozaik ‘imizi geri istiyoruz !
March 31, 2007 · 1 Comment
Bu çağrıya kulak tıkayamazdım.
“Mozaik ne zaman geri dönecek ? Mozaik ‘imizi geri istiyoruz ! “
www.sozlukmetre.com adresindeki Mozaik maddesinde yazanlar …
seksenli yillarin az bilinen ama unutulmaz muzik gruplarindan biri. yabanci protest/folk sarkilarini seslendirdikleri konserlerle isimlerini duyurdular. bu sarkilardan derledikleri ölumden once bir hayat vardir cikti ilk once. Konserlerine sürekli bir isim verirlerdi. Zaman aralandı, an meselesi, bir bulutun ardından, ölümden önce bir hayat vardir gibi. bazilarinin afisleri boom muzik dergisindeki roportajlarinda yayinlanmisti.
bu albumu bulmak sanirim artik imkansizdir, yillar once tesadufen buldugumda acaip sevinmistim. bu albumun
kadrosu:
- saruhan erim : gitar, vokal
- ayse tutuncu : piyano, vokal, vurmali
- mehmet taygun : gitar, vokal
- sumru balikcioglu : mandolin, vokal
- timucin gurer : vurmali, flut, vokal
- serdar ateser : bas gitar, banjo, gitar, vokal
- levent balikcioglu: akerdeon, vokal, agiz armonikasi, vurmali
- mehmet tutuncu: keman sabir yucesoy: yan flut, mandolin
- ezel akay: vokal, vurmali
mozaik asil havasini Ardından albumu ile bulmustur. Kendi bestelerinin yeraldigi ilk albumdur. bu ve bundan sonraki iki albumde de enstrumantal parcalar cok ince islenmistir. uc gitar ve bitmeyen dikkat ceker. mike goodrick’in mevlevia parcasini yeniden duzenleyip albume koymuslardir. bence mozaik duzenlemesi daha iyidir! can yucel ‘in yaprak dokumu siirini de bestelemislerdir. kadro (album kapagindan):
- serdar ateser: muhtelif pedal takviyeli “cereyanli gitar”
- saruhan erim: akustik ve ispanyol gitar, ayrica bazi vurmalilar
- timucin gurer: vurmalilar, glockenspiel ve jew’s harp
- bulent somay: akustik ve ispanyol gitar ve butun itirazlara ragmen mevlevia’nin orta yerinde elektro gitar
- mehmet “kuzu” taygun: akustik ve ispanyol gitar
- ayse tutuncu: piano, yamaha dx-7 synthesizer, roland vocoder, rhodes. kor ucus’ta drum machine ayrica bazi vurmalilar
- mehmet tutuncu: keman murat unlu: fender precision bas
- yagiz uresin: bitmeyen ve mevlevia’da flut, yaprak dokumu ve bir bulurun ardindan’da alto saksafon
katkida bulunanlar
- ahmet altug: davul
- nezih unen: yaprak dokumu ve onuc’ta flut, kor ucus’ta tenor saksafon

daha sonraki album cook alametler belirdi bence grubun zirve yaptigi albumdur. 12 adim ve gitmeliydik insani kendinden alir. her ne kadar icinde rock ogeleri tasisa da dogaclamalar ve guclu ritmler ile parcalar olaganustu bir hal almis, kategorize etmek pek mumkun olmamistir. caz, rock, ozgun ve folk degildir, mozaiktir iste bu. bu albumdeki kadro:
- saruhan erim: bas gitar, vokal, perkusyon
- timucin gurer: vokal, perkusyon
- bulent somay : akustik gitar, perkusyon
- mehmet “kuzu” taygun: ispanyol gitar, vokal
- ayse tutuncu: synthesizer, vokal, perkusyon
- cem aksel : davul
- serdar ateser: elektro gitar
- tahsin unuvar : soprano ve tenor saksofon, flut
katkida bulunanlar
- erkan ogur : elektro gitar (gitmeliydik)
- sumru agiryuruyen (balikcioglu): vokal (sappho ile konusma)

son albumleri Plastik aşk ile müzikal seruvenlerine 1990 yilinda nokta koydular. Metruk ve bindokuzyuzseksenbir albümün rengini belirleyen parcalardır. bindokuzyuzseksenbir ve emekli albay hilmi ertunc 12 eylul donemine iliskin ince gondermelerle dolu, esprili parcalardir. melodi ve ritmler de sozlerle uyum halindedir. victor jara icin bir adam oldu parcasini seslendirmislerdir. bu albumdeki
kadro:
- ayse tutuncu: piyano, sythesizer, vokal
- mehmet “kuzu” taygun: klasik gitar, vokal
- bulent somay: elektro gitar, akustik gitar, vokal
- saruhan erim: bas gitar, vurmalilar, vokal
- timucin gurer: vurmalilar, vokal umit kivanc : davul
katkida bulunanlar
- tayfun duygulu : alto saksafon, klarnet (emekli albay hilmi ertunc)
- ercan irmak : ney (sürgün)
serdar ateser, - sumru balikcioglu,
- mehmet gureli ,
- emin igus ,
- nejat yavasogullari : vokal (bir adam oldu)

Bugün Mozaik yaptıkları ile hala tektir. Grup elemanlarinin herbirinin katkisini ayri ayri hissedebilirsiniz. dogaclamalarla caz, sert gitar sololari ve ritmlerle rock, melodik ezgilerle ballad tadini bulabilirsiniz ama mozaik hicbirisi degildir. sadece mozaiktir ve dinlemek lazimdir.
Ayşe Tütüncü grup dağıldıktan sonra son ekipten bircok elemanla birlikte ayse tutuncu piyano perkusyon grubu adinda devam etti ama hayranlarinin
ona en cok sordugu soru hala ayni: “mozaik ne zaman geri dönecek?”
biliyorum olmayacak ama, ne olur mozaik’igimizi geri verin!
Categories: Alıntılar · Ayşe Tütüncü · Bülent Somay · Mozaik · Mozaik Albümler · Müzik · Saruhan Erim · Sumru Ağıryürüyen · Timuçin Gürer · _Özgür Mutfak · sanat
Tagged: özgür mutfak, Mozaik
Mozaik
March 26, 2007 · 39 Comments
Yaşamımda yer eden gruplardan birisi Mozaik ‘dir. İlk olarak Çello kafe’de bir dinletilerinde tanımıştım.
İstiklal caddesinde verdikleri muhteşem bir konser vardı. Kardeşim ile birlikte gitmiştik.
Bildiğim üyeleri
- Ayşe Tütüncü
- Bülent Somay
- Timuçin Gürer
- Saruhan Erim
- Mehmet Taygun (kuzu)
- Serdar Ataşer
- Ümit Kıvanç
Bildiğim albümleri
Ölümden Önce Bir Hayat Vardır (Konser Kaydı) (1983)
1. Felicidad
2. Je Voudrais Pas Crever
3. Donnaj – Dos Kelbl
4. Die Fahrt Ins Heu, Oder Die Wahrheit
5. Nobody Knows De Troubles I Seen
6. Me Fitapsane Pono Se Kameni Yi
7. There But For Fortune
8. What Did You Learn In School Today ?
9. Arriba Quemando El Sol
10. Ty Pastoy
11. Fiesta De San Benito
12. Szerelem Szerelem At Kozott Gyötrelem
13. Faj A Szivem
14. Moorsoldaten
15. Ermutigung
16. Cuando Voy Al Trabajo
17. Little Boxes
18. Everything Must Change
19. Merhaba
Ardından (1985)
1. Hareket Etmeliyim
2. Bitmeyen
3. Kör Uçuş
4. Onüç
5. Yaprak Dökümü
6. Mevlevia
7. Trapezci Kız
8. Üç Gitar
9. Bir Bulutun Ardından
Çook Alâmetler Belirdi (1988)
1. Sappho İle Konuşma
2. Kendi Bıraktığım İzlerde
3. Yürümek
4. Çook Alametler Belirdi
5. Bir Bisiklet Gezintisi
6. Oniki Adım
7. Gitmeliydik
8. Kurşun Askerin Gerçekleşmeyen Kaçışı

Plastik Aşk (1990)
1. Bindokuzyüzseksenbir
2. Bildiklerimiz
3. Metruk
4. Emekli Albay Hilmi Ertunç
5. Plastik Aşk
6. Müsaadenizle
7. Bir Adam Öldü
8. Sürgün
Fotoğrafları http://www.anatolianrock.com/ sitesinden aldım.
aşağıda http://www.yasamdersleri.com/yazi.asp?id=1302 adresinden bir alıntı yaptım
……
Bu yazıya konu olan son grup ise kanımca Türkçe Sözlü Çağdaş Batı Müziği’nin (pop zırvalığını unutun!) en ilginç grubu: Mozaik. Seksenlerin başında tohumu atılan, “Ölümden Önce Bir Hayat Vardı”, “An Meselesi” ve “Bir Bulutun Ardından” konserleriyle adını duyuran Mozaik, dört albüm çıkardı. İlk çıkan albümleri “Ölümden Önce Bir Hayat Vardı”, aynı adlı konserin kayıtlarından oluşan iki kaset şeklinde piyasaya çıktı. Dünyaca ünlü müzisyenlerin (Cohen, Dylan vs.) parçalarının yorumlarını içermekteydi albüm. Gerçek anlamda ilk özgün çalışmaları ise “Ardından” adıyla 1985’te çıktı. Enstrümantal ağırlıklı, rock ve caz tarzları arasında gezinen parçalardan oluşmaktaydı Ardından. 1988’de “Çook Alametler Belirdi” piyasaya sunuldu. Bu kez sözlü parçalara ağırlık verilmiş, grup politik tavrını açıkça ortaya koymuştu. Son albümleri “Plastik Aşk” oldu. Bu albümle birlikte de Mozaik müzik tarihimizdeki yerini boş bırakarak dağıldı.
Ayşe Tütüncü, Bülent Somay, Saruhan Erim, Timuçin Gürer ve Mehmet Taygun’un çekirdek kadrosunu oluşturduğu Mozaik’e çeşitli albümlerde Serdar Ateşer, Cem Aksel, Sumru Ağıryürüyen, Tahsin Ünüvar ve Erkan Oğur gibi önemli müzisyenler katkıda bulundu. Grubun elemanları gerçek birer entelektüeldi. Bülent Somay, Sosyalist Zemin ve Akıntıya Karşı gibi dergileri yönetti, şu anda da yayıncılığa ve çevirmenliğe devam etmekte. Ayşe Tütüncü grubun en yetenekli müzisyeniydi. Son derece yetenekli bir piyanist olan Tütüncü, grubun klasik müziğe göz kırpan, senfonik rock eğiliminin temsilcisiydi. Serdar Ateşer ve Bülent Somay gruba rock soundunu hakim kılmaya meyilliydiler. Özetle, rock, klasik müzik ve cazın karışımı bir anlayışla müzik yaptı Mozaik. Meltem Ahıska şarkı sözleri ve şiirleriyle grubun görünmeyen elemanı oldu.
Mozaik, her albümünde mükemmelliği yakalama peşinde olan grup üyelerince kendi kendini dağıttı. Sanırım, müzik tarihinde kendi yaptıkları müziği bu denli acımasızca eleştiren bir grup daha olmamıştır. Oysa kentli ve eğitimli bir kesimce, döneminin en sevilen grubu oldu. Protest tavrını hep korumasına rağmen hiçbir zaman “marş” grubu olma kolaycılığına kaçmadılar (Grup Yorum örneğinde olduğu gibi). Günümüzde yaşanan müzikal ve sözel anlamdaki sığlık, Mozaik’in yaşam süresince yeltenmediği bir olguydu. Grup dağıldıktan sonra, herkes kendi müzikal serüvenine devam etti. Özellikle Ayşe Tütüncü başarılı solo çalışmalara imza attığı gibi, çeşitli gruplarla da çaldı.
Bu yazı, siyasal ve sosyal anlamda yaşanan zor zamanların dört önemli grubunu anımsatma amacındadır. Özellikle de Mozaik’i dinleyememiş olanlara yeni (ama eski) bir keşif sunma, müzik dünyamızdan gelip geçen en ilginç gruplardan birini tanıtma derdi gütmektedir.
Categories: Ayşe Tütüncü · Bülent Somay · Mozaik · Mozaik Albümler · Müzik · Saruhan Erim · Sumru Ağıryürüyen · Timuçin Gürer · Türkiye · _Özgür Mutfak · sanat
Tagged: ayse tütüncü, özgür mutfak, bulent somay, mehmet taygun, Mozaik, saruhan erim, serdar ataser, Timucin Gurer, umit kivanc
POLİTİK BİR GRUP DEĞİLİZ : “Taksim’de Rahat Yürümek Hoşumuza Gidiyor.”
November 19, 2006 · Leave a Comment
“Taksim’de Rahat Yürümek Hoşumuza Gidiyor.”
Bir karmaşaya kurban edilmiş belli belirsiz zaman aralıkları; betonlar arasına sıkışmış ve düşe kalka aslını arayan ruhlar; sadeliğe kaçışın hayaliyle canlı kalan zihinler… Yaramaz çocuk ‘kent’in modernizm lügatindeki anlamının, bizim oluşumuzla tutmamasının dışavurumları bunlar. Oysa bu travmatik yapı içinde geçmişin kentini değil ama şehrini, Şehr-i İstanbul’u, denizle, martılarla, gemilerle anlatan ince bir ezgi süregidiyor 24 yıldır. Bu sesler, Ezginin Günlüğü’nden yükseliyor.
1985’te ‘Seni Düşünmek’ albümüyle yola çıkan Ezginin Günlüğü, 14. albümü ‘Dargın mıyız?’ı geçtiğimiz yılın sonlarında yayımladı. 20 yılda Hakan Yılmaz, Sumru Balıkçıoğlu, Emin İgüs, Arzu Bursa ve Feyza Erenmemiş gibi niceleri geçti… Şimdilerde, günlüğü ta başından beri tutan Nadir Göktürk ve 1993’ten beri yazdığı söz ve müziklerle takvime sahip çıkan Hüsnü Arkan grubu sırtlanmış gidiyor. Eylem Pelit’in buğulu sesi şarkılara sineli 3 yıl olmuş… Gerilerinde de 4 müzisyen, günlükçü…
BU ŞEHİR ARKANDAN GELECEKTİR
“Yağmur yağsa/ Uykum kaçsa/ Bir kuş konsa badi parmağıma/ Ağlardım bir başıma.” gibi muhteşem bir liriğe yataklık eden parçayla yani ‘Düşler Sokağı’ ile bilinen Ezginin Günlüğü, hayata basit satırlardan bakarak, zor olanı anlatma çabasında. Şiirsel bir anlatımda kelimelerin ahengine varmak zor olmamalı… Ezginin Günlüğü, “Fakat artık ümit yetmiyor bana/ Ben artık şarkı dinlemek değil/ Şarkı söylemek istiyorum.” diyerek aşka bakan değil, onu yaşayan olmaya davet çıkarıyor şarkılarında; lakin bir şartla: Bittiğinde, “Aşk hiç biter mi/ Hiçbir şey olmamış gibi, boşlukta kaybolup gider mi?” sorusunu sorarak…
Cevabı ne olursa olsun gitmeye yeltendiğinizde arkanızdan yükselen o ses, “Bu şehir arkandan gelecektir.” deyiveriyor… O an, “Mutlu olmak varken bu dünyada/ Geceler geldi dayandı kapımıza.” deyip düşlere bir şans daha verip, kalmak istiyor insan. Yine de biliyor ki gönlü, kaçabilmek için sardunyanın baştan çıkarmasını bekliyor: “Kapıyı çalınca bir gün sardunya/ Kal, kal, kal deme bana, sakın bana.” Oysa kentin bencilliği sinmiş bir kere… Bir giden olmalı, bir de kalan… Boyun eğilecek bir arsızlıkla “Saçma da olsa bekleyişin/ Yalnız sen olsan da bekleyen beni/ Bekle beni.” dizeleri dökülüyor ağızlardan…
KAÇIŞLARI ANLATIYORUZ
Bir yelkenle çıkılan yolculukta “Kime sorsam dönüşüm yok, nereye gitsem mavi/ Yelkenimde deli rüzgâr, her yanım tuz, deliyim.” biçiminde kutsanıyor yalnızlık… Derken, üstünden martıların geçtiği insanoğlunun haykırışı, havaya ve suya karışıyor: “Uç beni uç beni uç, yavru kuş ol uç beni/ Geç beni geç beni geç, kanadım ol.” Uzaklara açılan bir yelkende eflatun bir ölüm bu kadar ağır oluyor: “Sessiz akan bir ırmağım gecede/ Git dersen giderim, kalırım kal dersen.” Beklenen yalnızca o söz: Kal. Ama nafile…
Bir sabah güneşi her şeyi unutturuveriyor, çıkılan yolda: “Gelir bir el kırar bir gün kapıları.” Hiç düşünmeden, geri dönmek üzere kırılıyor yelkenin dümeni… Biliyor ki dönen, bu yaşananlar ‘Hep aşk yüzünden’. Yıllardır Ezginin Günlüğü’nün de anlattığı gibi…
Günlükte şarkılarına sığmayan bir şeyler olduğunu düşünerek buluştuk Ezginin Günlüğü’yle. Grubun sözcüsü ve şarkılarının yazarı olan Hüsnü Arkan’dan ilk öğrenmek istediğimiz, yalın bir anlatımla onca duyguyu anlatabilmenin sırrıydı. Öyle ya kelimeler onlara kıyak geçiyordu! Türdeşi olmayan bir müzik yaptıkları itirafıyla başladı, Hüsnü Arkan: “Yaptığımız müziğin türü, çok tutarlı değil. Bir noktada pop müziğin imkânlarından yararlanıyoruz. Ama sözlerimizle popüler müziğin farklı bir yerinde duruyoruz. Önemli olan kendi ifade biçimimizi arıyor olmamız.” Sözler ve hayat, nasıl bağlanıyordu birbirine? “Var olan bir şeyi yazıyoruz. Söylediklerimiz hep hayat hakkında. Basit şeyler…”
Modern şiiri sevenlerin, müzikteki en önemli duraklarından biri, Ezginin Günlüğü. Kendileri de o cenahta yer alıyor: “2. Yeni şairlerinden çok etkileniyoruz. Ece Ayhan, Edip Cansever, Cemal Süreya… Bunun yanında Nâzım Hikmet, Shakespeare, Goethe, Mevlânâ, Ömer Hayyam gibi birçok şairin üzerimizde izleri var.” Grubun tuttuğu günlüğün en özgün yanı, kentli bir sevdanın lügatini çıkarıyor olması. “Aslında her şarkı yazarı kendi dilini oluşturmaya, farklılığını vurgulamaya çalışır. Biz farklılığımızın üzerine basıyoruz. Bu belki böyle bir algılamaya yol açabilir.” Bu algılayışın farkına varmak, grubun içinde mümkün değil, onlara göre.
Kentin şarkılarını üreten Ezginin Günlüğü’nü ele veren metaforlardan ilk akla gelenler; gemiler, deniz, martılar… “Biz bunlarla kaçışları anlatıyoruz. Bazen İstanbul’un geçmişine doğru, bazen de çocukluğa… Şarkılarımız aşk, ölüm ve çocukluk etrafında dönüyor.” diyor, Arkan. “Neden kentli insanın bir yanı kalmak ister, bir yanı göçmek?” sorusuna, buğulu ses tonuyla “Bu, Türkiye’ye özgü bir durum. Türkiye kocaman bir köy. İstanbul’dan daha şehirli geliyor bana bazı iller. İstanbul’u Batılı tarzda bir şehir olarak görmek mümkün değil bence. Son 30 yıl içinde büyük bir göç aldı. Biraz taşların yerli yerine oturması lazım, o şehirli insan kalıbının oturması için.” diye cevap veriyor.
POLİTİK BİR GRUP DEĞİLİZ
Ezginin Günlüğü, Türkiye üzerine düşünen yanını ele vermiyor değil. Böylesi bir durumda, politik bir pencereleri olup olmadığını öğrenmek elzem: “Ezginin Günlüğü, türkü söyleyerek yola çıkmış. 80’lerde politik bir grupmuş gibi algılanması, biraz da o sosyal kapalılıktan kaynaklanıyor.” Peki, yaptıkları ne? “Kendi şiirlerimizde bireyin eleştirisini yapıyoruz. Hayat gibi insan ilişkileri de değişiyor. Türkiye’de ne olduğu bittiği hakkında düşüncelerimizi şarkılarımızda tartışmaktan yana değiliz.”
Grubun zaman içinde değişen sound’u için “Son 3-4 albümde biraz daha, iyi enstrüman çalan arkadaşlara yer vermeye çalışıyoruz. İlyas Mazayev, Hüsnü Şenlendirici, Gürdal Tokcan gibi isimlere biraz daha doğaçlama şansı tanıyoruz. Daha sade bir sound’a doğru gidiyoruz.” yorumunda bulunan Ezginin Günlüğü, hayranlarıyla organik bir bağ kurmuş. Dinleyicileri arasından gelip de 10-15 yıllık dostları olan insanlar var. En hoşlarına giden taraf da, Beyoğlu’nda çok rahat dolaşabilmeleri.
AH ŞU YAPIMCILAR!
Türkiye’deki grup müziği, genellikle 4-5 müzisyenin birlikteliğinden oluşuyor. Ezginin Günlüğü ise 1993 yılından beri 7 kişiyle yola devam ediyor. Öncesinde 11 kişiyle sahneye çıktıkları dâhi olmuş. Fotoğraf çekimlerinde kadraja girmekte zorluk yaşamaktan mustaripler!
1970’lerin gruplarında ‘birlikte hareket etmek’ bilinci olduğunu söyleyen Hüsnü Arkan’a göre bu durum, o grupların samimiyetini gösteriyor. Ancak bugünün genç rock gruplarının önemli bir dezavantajı var, bunun nedeni de plak yapımcıları. “Yeni çıkan çocuklar rock yaparken, yapımcısı istediği için türkü yapıyorlar. Eski gruplarda böyle bir şey yoktu.” Böylesi bir dayatma yaşamadıkları için şanslı görüyorlar kendilerini.
Ortaya çıkışından bu yana geçen neredeyse çeyrek asır içinde hayran kitlesinin değişimine rağmen grup, müziğinden çok taviz vermeden devam ediyor yoluna. “Zaman içinde genç gibi düşünmeyi başarabildik.” diyor grubun üyeleri. Ardından devam ediyorlar: “İş hayatına atıldığında insanlarda grup davranışları azalıyor. Sinemaya, tiyatroya gitmek vs… Kitap okuma alışkanlığı azalıyor, çünkü zaman sorunu yaşıyorlar. Bu yüzden sürekli bir gençlik kitlesi önümüzden geçiyor.”
Zaman insanı törpüleyedursun, Ezginin Günlüğü içimizdeki doğrulara tutunabilmek için iyi bir fırsat sunuyor yıllardır. Kendilerini seven ve yeni insanlarla paylaşmak konusunda bencil davranan hayranlarının azımsanamayacak kadar olması, belki de bundandır…
Aksiyon Dergisi – 17 Temmuz 2006
Categories: Alıntılar · Mozaik · Müzik · Sumru Ağıryürüyen · Türkiye · sanat
Tagged: ezginin günlüğü
Kadın ve Rock
November 19, 2006 · Leave a Comment
Kadın ve Rock
Kendi gücünün sınırlarını zorlayan kadın, toplumun da sınırlarını zorlar. İşte bu nedenle bütün kadınların rock ruhunu yakalaması gerekiyor. Ya da bütün insanların…
01.05.2002
Türkiye’ de rock müzik denilince elbette ki aklımıza kadınlar gelmiyor. Çünkü her alanda olduğu gibi rock’ta da kadınların azlığı dikkati çekiyor. Belki de bunun sebebi rock’ın pek açığa vurulmasa da, erkek müziği olmasıdır. Oysa rock kadın ruhuna en yakın müziktir. Rock’ın temelinde isyan, başkaldırı, değiştirme, kabuğundan sıyrılma gibi özellikler var. Ve kadınların da bu çıkışa şiddetle ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. Özellikle de içinde bulunduğumuz çağda kadının silkelenmesi, yapabileceklerinin farkına varması ve gücünün sınırlarını zorlaması gerekiyor. Kendi gücünün sınırlarını zorlayan kadın, toplumun da sınırlarını zorlar. İşte bu nedenle bütün kadınların rock ruhunu yakalaması gerekiyor. Ya da bütün insanların…
Peki bugüne dek hangi kadınlar yakalamış rock ruhunu? 1980′den önce bu konuda kayda değer bir şey yok. 1980′lerin ikinci yarısına geldiğimizde bir kıpırdanmayla karşılaşıyoruz. 1986′da Aqua’nın “Güneşte Dolaşmak” adlı kasetinde keman çalan Özlem Dinçarslan aynı zamanda Meridian adlı senfonik rock topluluğunun da elemanıydı. 1987′de kurulan Spinners, tamamı kızlardan oluşan Türkiye’nin ilk punk grubu olmasının dışında dünyada da sayılı gruplardan biri.
1988′de kurulan diğer topluluk ise Volvox. Gitar ve vokalde Şebnem Ferah, bas gitarda Ebru Bank, klavyede Arzu Özbakır, gitarda Duygu Karpuz ve davulda Gül Ağrıca Volvox’un ilk kadrosudur.
Bu arada, Süden Pamir, Airfax adlı topluluğun tek kadın elemanı ve vokalistidir. Airfax’ın ilk ve tek demo albümü olan “Rain Pictures”te bek vokalde bir kadın rokçı daha yer alır: Seçil Özer.
1990′a geldiğimizde Ankaralı bir pop-rock topluluğunun, Veronique’nun kurulduğunu görüyoruz. Bu topluluğun tüm elemanları da kızlardan oluşuyor ve Seçil Özer de yer alıyor toplulukta.
1990′da kurulan ve Türk rock’ına damgasını vuran Kargo’nun “Sil Baştan” adlı ilk albümünde, vokalde Deniz Aytekin yer alır.Bulutsuzluk Özlemi, Mozaik, Yeni Türkü gibi gruplarda adına rastladığımız Sumru Balıkçıoğlu ise, Kumdan Kaleler adlı topluluğun çıkardığı “Denize Doğru” adlı ilk ve tek albümde vokal ve mandolinle yer alır.
Dağılan Volvox, iki önemli isim kazandırır müzik dünyasına: Özlem Tekin ve Şebnem Ferah. “Kadın”, “Artık Kısa Cümleler Kuruyorum” ve “Perdeler” adlı albümleriyle başarılı bir çıkış yapan Şebnem Ferah’ın yanısıra, “Kime Ne”, “Öz” ve “Laubali” adlı albümleriyle ciddi bir dinleyici kitlesi oluşturan Özlem Tekin, son dönemin en başarılı isimleri olarak dikkat çekerler. Aynı dönemde, pop müzik çevrelerinden adına aşina olduğumuz Meltem Taşkıran Egoist adlı grupla ortaya çıkıverir. Aqua’nın kurucularından olan Cem Canbay, caz, rock ve blues formunda şarkılar söyleyen Mask adlı grubu kurar.Mask’ın vokalistiğini yapan Ebru Kalabas, daha sonraları Kaygı topluluğunun vokalistliğini de yapar.
1994 yılında hafif tombul, uçuk kaçık bir kadın olan Umay müzik piyasaında yer alır. “Umay Umay” ve “Naylon”adlı albümlerinde rock soundlu parçalara yer verir. Ankaralı Darkphase adlı metal topluluğunun çıkardığı albümde yer alan iki parçayı yine bir kadın rokçının, Aycan Çelikaksoy’un seslendirdiğini görüyoruz. Bu yıllarda yalnızca kızlardan kurulu bir topluluk daha çıkar karşımıza. Ebonsight adlı bu topluluk tarz olarak black metali seçmiştir ve belki de en sert kız grubu olarak tarihe adlarını yazdırmayı başarmışlardır.
Yine 1994 yılında Scarlet adlı grupta lead vokalde Mine ve bas gitarda çalan Oya Erkaya kardeşler dikkat çeker. Bu grupla Rock House Cafe’de “en delikanlı grup ödülü” alan Scarlet’in elemanlarından Mine Erkaya sonraları vokallikten vazgeçerek daha teknik işlerle uğraşır. Bazı albümlerin ses mühendisliğini yapar. Bunlardan en bilineni ise Yavuz Çetin’in “Satılık” albümüdür. Yine ikiz kardeşi Oya Erkaya ise başladığı yolda ilerler. Tibet Ağırtan, Gökalp Baykal, Bulutsuzluk Özlemi, Kutsal ve şu sıralar Göksel’e bas gitarıyla eşlik eder.
Daha önce çıkardığı iki pop albümün ardından 1998′de pop-rock tarzındaki bir albümle karşımıza çıkar Sibel Tüzün: “Hayat Buysa Ben Yokum Bu Yolda” diyen Tüzün, Ra topluluğunun bascısı Levent Candaş’tan boşanmasıyla, rock’tan da boşanır. Başladığı yere yani popa döner.
Nazan Öncel’in adını anmadan geçemeyiz. 1990′ların ikinci yarısında pop müzikten rock’a doğru bir kayma başlar. Bunun ilk örneklerinden birini veren de “Ben Sokak Kızıyım” adlı albümüyle Nazan Öncel olur. Nazan Öncel sayesinde, kadının da sokağa çıktığını ve “ben sokak kızıyım” diye haykırdığını görürüz. Aslında bunun hiç de korkulacak bir şey olmadığını, sokak kızı olmanın da kendince erdemler taşıdığını göstermesi açısından önemli bir çıkıştır bu. Ancak bu albümüyle, rock dinleyicisinden pek yüz bulamayan Nazan’da “Demir Leblebi” albümüyle popa kesin dönüş yapar.
Bu arada Banu Akın “Kırmızı Leke” adlı çalışmasıyla da dikkat çeker. Bu çalışmanın en can alıcı noktası, elbetteki kadınların her zaman başına bela olan, zavallı bir “zar” meselesidir. 2000′li yıllara gelindiğinde, Aslı Gökyokuş “Neresindeyim” adlı albümle çıkar karşımıza. Kendine özgü söylemiyle dikkat çeken Deniz Özbey de, grubu Vega ile ilk albümü “(Tamam) Sustum”u çıkarır.
Yine aynı yıl Roxy Müzik Günlerinde birincilik ödülü alan, Bağdat Avanue’nin vokalistleri Evrim Özşuca ve Elif Çağlar adlı pigmeler harikalar yaratır. Roxy’ de üçüncü olan Ennioia’nın solisti Somay Akçam da ilgi çeker. Tamamı kızlardan oluşan death metal yapan bir başka topluluk Deimos’da underground alemde yer alır.
2001 yılının ilk aylarında ise Aylin Aslım “Gel Git” adlı ilk albümüyle , 2002 yılının başlarında ise Kutsal, ardından Metro grubunun vokalisti Semra Altınel ve gitarist Değer Deniz rock müzikte yerini alır.
Ne yazık ki bu isimler burada bitiyor, isterdim ki daha çok isim, daha çok rock, daha çok aşk…
Deniz Durukan
Categories: Alıntılar · Mozaik · Müzik · Sumru Ağıryürüyen · Türkiye · sanat
Ölüdeniz, Ezginin Günlüğü
January 19, 2006 · Leave a Comment
Ölüdeniz
Ezginin Günlüğü
01. Ölüdeniz ( Japon Balıkçısı )
02. Bir Masalda Türkü
03. Şaşırttı
04. Bilinmeyen Ülke
05. Musahipzade ( Enstrümantal )
06. Çocuğun Kurguları
07. Gelmiyorsun
08. Gece İçinde
Emin İgüs: Vokal
Tanju Duru: Gitar, Bas
Nadir Göktürk: Klavye
Cüneyt Duru: Bas
Serdar Gönenç: Korg DDD1, Vurmalı Çalgılar
Sumru Balıkçıoğlu (Sumru Ağıryürüyen) : Vokal
Ayşe Tütüncü: Piano
Halis Bütünley: Vurmalı Çalgılar, Kayıt, Mix
Mustafa Süder: Keman, Klarinet, Saksafon
Göksel Baktagir: Kanun
Fatih Saçlı: Flüt
Levon Balıkçıoğlu: Akordeon
Yusuf Bütünley: Kayıt
Grup Üyesi: Nadir Göktürk, Serdar Gönenç, Emin İgüs, Tanju Duru, Cüneyt Duru
Categories: Alıntılar · Müzik · Sumru Ağıryürüyen · Türkiye · sanat
Tagged: ezginin günlüğü
Denize Doğru, Kumdan Kaleler
January 19, 2006 · Leave a Comment
Denize Doğru
Kumdan Kaleler
01. Bu Aşk Burada Biter — 2:45
02. Sana Dair — 4:21
03. Kumdan Kaleler — 4:03
04. Yeter ki — 4:07
05. Gökanlam — 5:06
06. Koru Beni — 4:11
07. Ateş Olsam — 3:48
08. Harfin — 3:41
09. Senden Kalan Herşey — 3:41
10. Evde Yoklar — 4:44
Kerem Doğrar: Bas Gitar, Gitar ve Vokal
Tuna Kiremitçi: Vokal ve Gitar
Cem Coşkun: Gitar
Orkunt Özkaya: Tuşlu Çalgılar
Fırat İlker: Flüt
Murat Güney: Keman
Onur Sarıkaya: Bateri
Sumru Balıkçıoğlu: Vokal ve Mandolin
Ahmet Altınel: Keman
Muammer Ketencoğlu: Akordeon
A. Ali Elyatuğu: Akordeon
Mert Karamızraklı: Solo Gitar
Burak Atasavun: Solo Gitar
Grup Üyesi: Tuna Kiremitçi, Sumru Balıkçıoğlu (Sumru Ağıryürüyen) , Kerem Doğrar, Cem Coşkun, Orkunt Özkaya, Fırat İlker, Murat Güney, Onur Sarıkaya
Albüme Katkıda Bulunan: Muammer Ketencoğlu, Ahmet Altınel, A. Ali Elyatuğu, Mert Karamızraklı, Burak Atasavun
Categories: Alıntılar · Mozaik · Müzik · Sumru Ağıryürüyen · Türkiye · sanat
Tagged: Muammer Ketencoğlu
Komşunun kızı çoban yıldızı, Yaz bahçeleri yesil mor kırmızı
January 19, 2006 · Leave a Comment
Lâ’l
Bir bulut olsam yüklenip yağsam
Dökülsem damla damla toprağıma
Bir deli nehir bir asi rüzgar
Olup kavuşsam üzüm bağlarına
Bir çiğ tanesi, bülbülün çilesi
Annemin sesiyle güne uyansam
Radyoda yanık içli bir keman
Ağlasa nihavend acemaşiran
Bir turna olsam yollara vursam
Uçabilsem kendi semalarıma
Bir seher vakti sılaya varsam
Selam versem ah sıradağlarına
Komşunun kızı çoban yıldızı
Yaz bahçeleri yesil mor kırmızı
Ah şişede lâ’l hem de ay hilâl
Bir daha da görmedim öyle yazı
Söz: Sezen Aksu
Müzik: Fahir Atakoğlu
Düzenleme: Uzay Heparı
Mandolin:Sumru Balıkçıoğlu (Sumru Ağıryürüyen) Flüt:Levent Altındağ Klarnet:Mustafa Süder
Categories: Alıntılar · Mozaik · Müzik · Sumru Ağıryürüyen · Türkiye · sanat · Şiir
Tagged: sezen aksu

