özgür mutfak

Entries categorized as ‘Yasaklar’

Michael Jackson öldü. Moonwalk babasız kaldı.

June 26, 2009 · 1 Comment

 

Kasetli günlerdi. Askeri darbe zamanları idi. Sanırım 82-83 yılbaşı idi. Izzet ÖZ’ün programı ile girmiştim.  Yılın şarkıları çalınıyordu. Thriller tüm listelerde birinci idi. 

 

Yaratıcılığın sınırlarında yaşamak, huzursuzluk getirir.  Sürekli arayışda idi Michael Jackson. Amerikan rüyasını temsil ediyordu. Diğer albümleri hep Thriller’ın gölgesinde kaldı.

 

özleyeceğim.

 

“rest in peace Michael …”

Categories: Haberler · Kişiler · Müzik · Türkiye · Yasaklar · _Özgür Mutfak · güncel

“Andy-ar Sosyal Araştırma Merkezi” 29 Mart yerel seçimleri araştırması

March 16, 2009 · 1 Comment

Bu haftasonu  Genel Seçim olsa hangi partiye oy verirsiniz ?

  • AKP        %41.2
  • CHP        %18.1
  • MHP       %12.6
  • SP            %5.6
  • DTP         %3.5
  • DP            %3.1

İstanbul, 29-mart-2009  Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimi araştırması

  • AKP           %46.5
  • CHP            %32.1

Ankara , 29-mart-2009  Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimi araştırması

  • AKP        %47.3
  • CHP         %26.2
  • MHP        %21.2

İzmir , 29-mart-2009  Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimi araştırması

  • CHP     %50.1
  • AKP     %32.4

Diyarbakır, 29-mart-2009  Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimi araştırması

  • DTP      %47.2
  • AKP     %45.0

Kararsızlar dağıtılmış haldeki rakamları yayınladım.  www.SamanyoluHaber.com adresinden alıntıdır.

Categories: Alıntılar · Araştırma · Haberler · Türkiye · Yasaklar · güncel · pazar araştırma · reklam araştırma · siyasi araştırma · İstanbul · İş dünyası
Tagged: ,

Ve ey ödeşmelerin, yüzleşmelerin, erkekçe vuruşmaların kaçağı Beni harcadın ulan! Beni sattın, Utanmıyormusun ….

March 10, 2009 · Leave a Comment

Türkiye değişiyor, İstanbul’u tanıyamıyorum.

Superstar Ajda Pekkan ,  kürtçe şarkı söylemiş.   Evimin karşısında TKP ilçe örgütü var.  Moda İskelesinde içki içilmiyor.  Devlet televizyonunda Kürtce yayın yapılıyor.  Köyümde görmediğim çarşaflı kişileri, İstanbul’da görüyorum.

evet değişiyoruz.

Bizim toprağımızdan Nazım Hikmet, memleket hasretiyle öldü.  Ahmet Kaya  kürtce şarkı söyleyeceğim dediği için sürgün oldu.   Niceleri bu fikirleri söylediği için süründü, süründü …

ve ben korunaklı parklarda ölüşmeyip,  “Bütün alışkanlıklarımmdan öte, Yorumsuz bir hayatı seçiyorum” …

Özleyeceğiz seni , Yusuf Hayaloğlu

İSTANBUL ACILAR KRALİÇESİ

İstanbul ey İstanbul ey
Ey acıların gözyaşlarının kraliçesi
İstanbul ey İstanbul ey
Ey bozgunların garip çiçeği
Bu akşam yemin ettim
Seni bir daha öpmemek için
Benki bütün duvarlarını, afişlerle donatıp
Yumruğumla kanatmıştım
Rezil bir aşktı
Bütün arkadaşları miting alanlarında
Ve mezarlıklarda bırakmıştım

İstanbul ey İstanbul ey
Acılar kraliçesi
Umudun ve direncin yorgun anası
Ve ey çıldırmak üzere olmanın çamurlu ikonası
Tırnaklarım kopuyor, Görmüyormusun
Bir benmiyim kapılarını şaşıran her yokuşun başında
Bir benmiyim ekmek arasına canına doğrayıp doğrayıp yutan
Bir kedi bile sağarken yüreğini
Telaş içerisinde yavrusuna
Ey acımasız acuze!
utan şu türbelerinden
Minarelerinden utan
İstanbul ey İstanbul ey
Acılar kraliçesi
Savaşın ve bozgunların gariban çiçeği
Ve ey teslimiyete düşmenin o hazin gerçeği
Bayraklarım kanıyor, Sormuyormusun
Kadınlarınki;
Omuzları hicran, saçları ihanet sarısı
Çocuklarınki;
Yağmur emiyor yıkılası kaldırımlarından
En ücra genlerime, alyuvarlarıma,
Kılcal damarlarıma, ruhuma kadar.Bıktım
İliklerime, gömlek ceplerime kadar sızan
Bu Allahsız yağmurundan
İstanbul ey İstanbul ey
Acılar kraliçesi
İhtişamın ve sefaletin çaresiz bacısı
Ve ey çürümenin yok olmanın amansız sancısı
Ciğerlerim çatlıyor, Duymuyormusun
Hangi pencerene çıksam
O salya sümük pezevenk suratları
Hangi caddene dökülsem
O şangur şungur düş kırıkları
Bütün bu ezginler, tükenenler, yerlere serilenler, tutunamayanlar
Sarsmıyormu seni hiç
Bunca infilak
Bunca isyan çığlıkları
İstanbul ey İstanbul ey
Acılar kraliçesi
Aldanışların ve hüznün yalancı tanrıçası
Ve ey ruhu kirlenmiş gecelerin cilveli yosması
İntihar anı geldi, beni öpmüyormusun,
Ağlamak istemiyorum, yenildim sana
Hikayenin özeti bu
Bir istimlak gibi ödedim ve çiğneyip geçtin maceramı
Şimdi ben suçlarımı didikleyen bu martı sürüsüyle
Şimdi ben hangi şehirde soğulturum zonklayıp duran bu yaramı
İstanbul ey İstanbul ey
Acılar kraliçesi
İhanetin ve ihbarların arkadan dolaşan bıçağı
Ve ey ödeşmelerin, yüzleşmelerin, erkekçe vuruşmaların kaçağı
Beni harcadın ulan!
Beni sattın
Utanmıyormusun

Yusuf Hayaloğlu

ve işte ilgili haberde budur.

AJDA PEKKAN’DAN KÜRTÇE PARÇA

“Aile İçi Şiddet Acil Yardım Hattı”nı kullanma bilincinin artırılması için düzenlenen “Güldünya Konseri”nde Ajda Pekkan’ın okuduğu Kürtçe şarkı geceye damgasını vurdu.

Türkiye’nin ünlü kadın sanatçıları, “Aile İçi Şiddet Acil Yardım Hattı”nı kullanma bilincinin artırılması için “Güldünya Konseri”nde bir araya geldi. Dört saat süren müzik şölenine Ajda Pekkan’ın sahnede kürtçe parça seslendirmesi damgasını vurdu.

Türker İnanoğlu Maslak Show Center’da gerçekleşen “Güldünya Şarkıları” konserinde, aralarında Sezen Aksu, Ajda Pekkan, Aynur, Aylin Aslım, Şebnem Ferah, Şevval Sam, Rojin ve Funda Arar’ın bulunduğu sanatçılar, şarkılarını Behzat Gerçeker yönetimindeki ENBE Orkestrası eşliğinde Türkiye’de kadına yönelik şiddete son demek için söyledi.

Hürriyet Gazetesi İcra Kurulu Başkanı Vuslat Doğan Sabancı, “Hepsine minnetarız. Çok mutluyuz. Güldünya CD’si çıkmıştı. Bu konserde de daha çok bu CD’nin parçaları çalacak. Çok yardım geldi. Herkes çok gönülden bunun elinden tuttu. Bütün sanatçılarınmıza ben çok teşekkür ederim. Geliri bağaşı ‘Aile İçi Şiddet Yardım Hattı’na gidecek. Biliyorsunuz Türkiye’nin tek 7 gün 24 saat hizmet veren yardım hattı. Bu hattı bu tür desteklerle yaşatabildiğimiz için çok mutluyuz” dedi.

Gece sonunda yaklaşık 100 bin TL’lik gelir beklediklerini belirten Hürriyet İcra Kurulu Üyesi ve Kurumsal İletişim Direktörü Temuçin Tüzecan, “Bizim Aile İçi Şiddete Son Yardım Hattımız var, 7 gün 24 saat sürekli hizmet eden. Bu hat sadece İstanbul’a hizmet veriyor. Bunu tüm Türkiye’ye yaygınlaştırmak için desteğe ihtiyacımız var. Bu desteğin önemli ayaklarından biri bu” diye konuştu.

Biletlerin 110 ila 250 TL’den satıldığı konserde, 1700 koltuk kapasiteli salonun tamamı doldu. Geceye çok sayıda ünlü sima katıldı. Konser yaklaşık 4 saat sürdü. Konserin ikinci yarısı sahneye çıkan Ajda Pekkan 3 parça seslendirdikten sonra gecenin en büyük süprizini yaparak sahneye genç şarkıcı Aynur’u davet etti ve sanatçının Keje Kurdı yani Kürt Kızı adlı parçasını birlikte seslendirdi. Bu teklifin kendinden çıktığını belirten Hürriyet İcra Kurulu Üyesi ve Kurumsal İletişim Direktörü Temuçin Tüzecan,”böylece Ajda Pekkan Fransızca, Türkçe ve İngilizce’den sonra repertuara birde kürtçe parça eklemiş oluyor. Birkaç gün çalıştılar. İkiside çok profesyonel. Teklif benden çıktı. Ajda Pekkan’da hemen kabul etti” dedi. Genç sanatçı Aynur’unsa mutluluğu sahnede gözlerinden okunuyordu. Toplumdaki kadın üzerindeki şiddetin üzerinde durmak ve Türkiye’nin en öne gelen solistlerinin bu sesi duyurmalarının cok güzel bir adım olduğunu söyleyen Aynur, “devamı gelsin diyorum. Ajda hanım kendisi böyle bir istekte bunuldu. Ben de kabul ettim. Albümden sonra geldi bu teklif. Gayet iyi söylüyor zaten çok iyi bir solist hemen kavradı” diye duygularını ifade etti.

Funda Arar ise, “Gerçekten çok anlamlı aile içi şiddete hepimiz son diyoruz.Aile içi şiddet hattına yardıma gidecek konserdeki tüm gelir. Bir kaç günden beri provalar devam ediyor. Gelen seyirciler hem bu amaç için burada olacaklar, hemde güzel bir müzik ziyafeti için. Burada olduğum için çok mutluyum” dedi.

Şevval Sam ise” Kitleleri peşinden sürükleyen insanlar çoğunlukla saratçılar aynı zamanda eğitimde de bir şekilde gücü olan insanlar. Bizim yaptıklarımız ile birlike söllediklerimizi takip eden insanlar da var. Bu yüzden bizim cümlelerimizi doğru kurmak gerekiyor. Yani bu gece sahneye çıkmakla mücizeler yaratmayacağız. Ama bir takım insanları bazı sorunlara karşı farkındalık yaratacağız. Bir şekilde bir yerlere dikkat çekip birşeylerin altını çiziceğiz. Artık öyle bu bizim kaderimiz demiyecek belkide kadınlar. Başka türlü düşünmemiz lazım. Birşeyler yapmamız lazım diyecekler” diye konuştu.
Konser sonunda, 1980′li yılların ortalarından itibaren kadın mücadelesinin marşı haline gelen “Kadınlar Vardır” şarkısı, tüm sanatçılar tarafından birlikte seslendirildi.

NEDEN GÜLDÜNYA…
Konserin adı “Güldünya Şarkıları”. Çünkü, gencecik yaşında aile içi şiddete kurban edilen Güldünya Tören, bugün Türkiye’de kadına yönelik şiddetin bir sembolü. Bütün suçu, ailesinin istemediği biriyle birlikte olmaktı Güldünya’nın ve İstanbul’da sokak ortasında kurşunlandı. Ölmedi, hastanede yoğun bakımda hayat mücadelesi verirken, “işi yarım bıraktıklarını düşünen” iki ağabeyi, ellerini kollarını sallaya sallaya içeri girdiler ve “işi” bitirdiler. Onu sevip sarıp kollaması beklenen ailesi, zaten ölüm fermanını çıkarandı, yaşadığı köy, suçluları suça iterek ve saklayarak bu büyük günaha ortak olmuştu.

Milliyet

Categories: Haberler · Kişiler · Müzik · Türkiye · Yasaklar · _Özgür Mutfak · güncel · sanat · Şiir
Tagged: , , , , , , ,

Marş söylemeden ölmek bize yakışmaz

March 7, 2009 · Leave a Comment

Ahmet Kaya ‘nın unutulmaz yorumu ile hatırlıyorum.

Lili Marlen Türküsü

Akşam olur mektuplar hasretlik söyler
Zagrep radyosunda Lilimarlen türküsü.
Siperden sipere ateş tokuşturanlar
Karanlıkta dem tutan ishak kuşu.

Biz insanlar, dünyalılar yemin ettik imanımız var
Hürriyet için, hürriyet aşkına
Savulacak dönem
Savulacak düşman
Dehrin cefasını çektik
Sefasını süreceğiz.

Akşam olur mektuplar hasretlik söyler
Zagrep radyosunda Lilimarlen türküsü
Dost ağlar karanfilim, dost ağlar karanfilim
Marş söylemeden ölmek bize yakışmaz

Atilla İlhan

Categories: Alıntılar · Atilla İlhan · Haberler · Kitap · Kişiler · Müzik · Türkiye · Yasaklar · _Özgür Mutfak · güncel · sanat · Şiir · şarkı sözleri
Tagged: ,

Vakit tamam seni terk ediyorum. Bu incecik bir veda havasıdır

March 7, 2009 · 1 Comment

Bir Veda Havası
Vakit tamam, seni terk ediyorum.
Bütün alışkanlıklardan öteye…
Yorumsuz bir hayatı seçiyorum.
Doymadım inan, kanmadım sevgine.
Korkulu geceleri sayar gibi,
Birden bire bir yıldız kayar gibi,
Ellerim kurtulacak ellerinden
Bir kuru dal ağaçtan kopar gibi.
Aşk sa bitti, gül se hiç dermedik
Bul kendini kuytularda hadi dal
Sen bir suydun, sen bir ilaçtın.
Hoşçakal iki gözüm hoşçakal.

Vakit tamam seni terk ediyorum
Bu incecik bir veda havasıdır
Parmak uçlarına değen sıcaklık
İncinen bir hayatın yarasıdır
Kalacak tüm izlerin hayatımda
Gözümden bir damla yaş aktığında
Bir yer bulabilsem seni hatırlatmayan
Kan tarlası gelincik şafağında
Ölümse korktum savaşsa hep kaçtım
Vur kendini korkularda hadi al
Seninle bir bütün olabilirdik
Hoşçakal iki gözüm hoşçakal

Yusuf Hayaloğlu

Categories: Haberler · Kişiler · Müzik · Türkiye · Yasaklar · _Özgür Mutfak · güncel · sanat · Şiir
Tagged: ,

Penceresiz kaldım anne, Uçurtmam tel örgülere takıldı

March 7, 2009 · Leave a Comment

Yusuf Hayaloğlu, hayata gözlerini yumdu. Artık dizeleriyle, gönüllerimizde yaşayacak.

Hani Benim Gençliğim

Hani benim sevincim nerde
Bilyelerim, topacım
Kiraz ağacında yırtılan gömleğim
Çaldılar çocukluğumu habersiz.
Penceresiz kaldım anne
Uçurtmam tel örgülere takıldı
Hani benim gençliğim nerde.
Ne varsa buğusu genzi yakan
Ekmek gibi, aşk gibi
Ah… Ne varsa güzellikten yana
Bölüştüm, büyümüştüm.
Bu ne yaman çelişki anne
Kurtlar sofrasına düştüm
Hani benim gençliğim anne
Hani benim sevincim nerde
Akvaryumum, kanaryam
Üstüne titrediğim kaktüs çiçeğim
Aldılar kitaplarımı sorgusuz.
Duvarlar konuşmuyor anne
Açık kalmıyor hiç bir kapı
Hani benim gençliğim anne
Yağmurları biriktir anne
Çağ yangınında tutuştum.

Hani benim gençliğim anne.

Yusuf Hayaloğlu


Babanı Unutma Yavrum

Bu şarkı senin al dinle
Usulca dokun sesime
O minicik ellerinle
Babanı unutma yavrum

Yağmurlar rüzgarla barışır
Yağmurlar çimenle öpüşür
Belkide uçurum kavuşur
Babanı unutma yavrum

Bir gün tutuşup kavgaya
Kalbin hırpalandığında
Söküp verebilirim sana
Babanı unutma yavrum

Hasta iken yataklar içinde
O hayın sokaklar içinde
Sorgular yasaklar içinde
Babanı unutma yavrum

Sen benim için üzülme
Bakınca suskun resmime
O körpecik yüreğinle
Babanı unutma yavrum

Bir gün duyarsan dağlarda
Ölüm haberleri radyoda
Bende olabilirim orda
Babanı unutma yavrum

Yusuf Hayaloğlu

Categories: Alıntılar · Türkiye · Yasaklar · Şiir
Tagged: ,

Emekli Albay Hilmi Ertunç

June 8, 2007 · Leave a Comment

Emekli Albay Hilmi Ertunç

Biliyorum meselenin nerede yattığını
Tam on beş türk devletinin
Bu yüzden battığını
Disiplinsiz çatlak sesler canımı çok sıkıyor
Ne kadar assan kessen bu gibiler hep çıkıyor

Ben hilmi ertunç, emekli albay ertunç
Ben çözdüm işi
Benim bu serseri gidişe dur diyecek kişi

Sabah aynı anda kalkılıp yüzler yıkanmalı
Bu ahenkli uyanışı alem tören sanmalı
Züppelik kol geziyor
Kahveler nes çaylar torba
Kahvaltıyı tesbit ettim
Herkese bir tas çorba
Aç bırakılmalı katlamayan peçetesini
Hastalara genel kurmay yanmalı reçetesini

Ben hilmi ertunç, emekli albay ertunç
Ben çözdüm işi
Benim bu hayasız gidişe dur diyecek kişi
Yekvücut olup başlayalım her işe ayinle
Eş-dost seçimi ve herşey ayarlansın tayinle
Yaramaza itaatsize damgalar basalım
Milli maç kaybında üç, grevde beş kişi asalım
Biz istersek eğer bu aziz millet neler yapar
Adamı göklere çıkarır, alkışlar, tapar

Oğlum ben albay ertunç, emekli albay ertunç
Ben çözdüm işi
Benim serkeşliğe gaflete dur diyecek kişi
L’m hilmi ertunç, retired colonel ertunç
İki çocuk babası, ingilizce bilir

Yeter ki hiza istikamete doğru bakalım
Ve altılı ganyanı öğrenip şu kahveden çıkalım
O hilmi ertunç, emekli albay ertunç
O çözmüş işi
Odur bu serseri gidişe dur diyecek kişi

Mozaik
Plastik Aşk

1152287943.jpeg

Categories: Alıntılar · Ayşe Tütüncü · Bülent Somay · Mozaik · Mozaik Albümler · Müzik · Saruhan Erim · Sumru Ağıryürüyen · Timuçin Gürer · Türkçe pop · Yasaklar · sanat · Şiir · şarkı sözleri
Tagged:

Ben emekli albay Hilmi Ertunç …

April 29, 2007 · Leave a Comment

Siyah-beyaz idi, seksenli yıllar.

kenan evren kenan evren

O yıllar için slogan içermeyen şarkı yazabilen bir grup idi Mozaik. Muhalif olmak suç, çocuklarına Evren adını koymak moda iken müzik yaptılar.

Demokrasi ve cumhuriyet kavramlarının nasıl karışabileceğini ve güçler ayrılığı ilkesinin önemini tekrar öğreniyoruz.

Umarsız değiliz, umursamaz olma zamanıda değildir.

Demokrasi çözümü gösterecektir.
12eylul1.jpg12eylul3.jpg

Emekli Albay Hilmi Ertunç
Biliyorum meselenin nerede yattığını
Tam onbeş Türk devletinin
Bu yüzden battığını
Disiplinsiz çatlak sesler canımı çok sıkıyor
Ne kadar assan kessen bu gibiler hep çıkıyor
Ben Hilmi Ertunç, Emekli Albay Ertunç
Ben çözdüm işi
Benim bu serseri gidişe dur diyecek kişi
Sabah aynı anda kalkıp yüzler yıkanmalı
Bu ahenkli uyanışı alem tören sanmalı
Züppelik kol geziyor
Kahveler nes çaylar torba
Kahvaltıyı tespit ettim
Herkese bir tas çorba
Aç bırakılmalı katlamayan peçetesini
Hastalara Genelkurmay yazmalı reçetesini
Ben Hilmi Ertunç, Emekli Albay Ertunç
Ben çözdüm işi
Benim bu hayasız gidişe dur diyecek kişi
Yek vücut olup başlayalım her işe ayinle
Eş-dost seçimi ve her şey ayarlansın tayinle
Yaramaza itaatsize damgalar basalım
Milli maç kaybında üç,grevde beş kişi asalım
Biz istersek eğer bu aziz millet neler yapar
Adamı göklere çıkarır, alkışlar,tapar
Oğlum ben Albay Ertunç, Emekli Albay Ertunç
Ben çözdüm işi
Benim serkeşliğe gaflete dur diyecek kişi
I’m Hilmi Ertunç,Retired Colonel Ertunç
İki çocuk babası, İngilizce bilir
Yeter ki hiza istikamete doğru bakalım
Ve altılı ganyanı öğrenip şu kahveden çıkalım
O Hilmi Ertunç, Emekli Albay Ertunç
O çözmüş işi
Odur bu serseri gidişe dur diyecek kişi

Beste:Ümit Kıvanç – Bülent Sonay
Mozaik,
Plastik Aşk albümü

1152287943.jpegother side of turkey

Mozaik biraraya gelsin …

Categories: Mozaik · Mozaik Albümler · Müzik · Tarih · Türkiye · Türkçe pop · Yasaklar · _Özgür Mutfak · şarkı sözleri
Tagged: , , , ,

Adalarda mimoza yasağı !

March 23, 2007 · Leave a Comment

ben ilk gördüğümde dedimki . Tamam mimoza karşıt grupların sembolü oldu ve yasaklandı. Neyse öyle değilmiş :)

mimoza

mimozayı seviyoruz, ve biliyoruz “tüm çiçekler su ister” …

(mimoza resimini http://www.kaliteliresimler.com/ adresinden aldım)

Ersin KALKAN

İstanbul’da baharın müjdecisi mimozalar açtı. Dünyada 300’e yakın çeşidi olan mimozaların en güzel türlerinden biri Adalar’da yetişiyor. Ada mimozalarının, Ege ve Akdeniz’de yetişen diğer türlere oranla çiçek topları hem daha büyük, hem de kokulu.

Adaların yeşil alanları ve köşk bahçelerindeki mimozaların çiçek satıcıları tarafından izinsiz, ölçüsüz kesilmesi bu ağaç türünün geleceğini tehlikeye soktu. Adalar Kaymakamlığı, adadaki mimoza ağaçlarından çiçekli dal kesimini ve ada dışına çıkarılmasını yasakladı.

Adalar Kaymakamı Mevlüt Kurban, son yıllarda Adalar’daki mimoza ağaçlarının azalmasında en önemli etkenin korsan çiçekçiler olduğunu söyledi. “Çiçek açar açmaz korsan çiçekçiler tarafından hoyratça dalları kırılan ağaç küsüyor, bir yıl sonra çiçek açmıyor” diyen Kurban, Adalar’ın erguvandan sonra en önemli simgesi olan mimozaları korumak için kesimi yasaklamak zorunda kaldıklarını belirtti.

Adalar Kaymakamlığı önümüzdeki günlerde tüm adaların mimoza envanterini çıkaracak. Mimoza sayısı eski düzeyine ulaşana kadar yasak sürecek.

http://www.jurnalturk.com/detay.gur?@=340785 adresinden alıntıdır.

Categories: Alıntılar · Gezi · Türkiye · Yasaklar · Ömür biter, İstanbul bitmez · İstanbul
Tagged: ,

Renklere yasak …

March 1, 2007 · Leave a Comment

Modacılar: “Renkleri Suçlamayın!” Terörle Mücadele Yasa Tasarı’sının yasakları konusunda bianet’e konuşan Yargıcı “Yasak bugün buradan, yarın başka yerden eser. Fatura renklere çıkarılmasın” diyor. Şansal: “Kongo Cumhuriyeti’nin bayrağı da yasaklanacak mı? En yasak renk Pembe.”


Modacılar: “Renkleri Suçlamayın!” Terörle Mücadele Yasa Tasarı’sının yasakları konusunda bianet’e konuşan Yargıcı “Yasak bugün buradan, yarın başka yerden eser. Fatura renklere çıkarılmasın” diyor. Şansal: “Kongo Cumhuriyeti’nin bayrağı da yasaklanacak mı? En yasak renk Pembe.”


BİA Haber Merkezi
19/04/2006 Ayşe DURUKAN


BİA (İstanbul) – Terörle Mücadele Yasa Tasarısı’nda yer alan “örgüte ait amblem, işaret, renk taşıyanlar, slogan atanlarla, üniformayı andırır giysiler giyenler” konusundaki düzenlemeleri bir modacı gözüyle bianet’e değerlendiren Neslihan Yargıcı, “önemli olanın renklerin nasıl kullanılacağı” diyor.

Yıldırım Mayruk Modaevi’nın ortaklarından Barbaros Şansal‘ın değişiklikleri duyunca ilk tepkisi ise “Eyvah tutuklanacağım” demek oluyor: “Haber Türk‘teki ‘Toplu İğne’ programına Cuma günü puşiyle çıkacaktım.”

Yargıcı: Fatura renklere çıkarılmasın

Yargıcı, sarı kırmızı ve yeşil renkli bir emprime kıyafetle podyuma çıkmanın problem yaratmayacağını söylüyor ve “Fatura renklere çıkarılmasın” diyor.

“Renklerin nasıl ve hangi amaçla kullanılacağı önemli. Parka ya da Che beremle değil ama, sıradan bir kıyafetle Taksim meydanında iki laf etseydim değişen bir şey olmazdı. Başım yine derde girerdi.”

Yasak gelişmiş ülkelerde de var

Yargıcı, “doğdum, büyüdüm,bugün öleceğim yine yasak tartışıyoruz” diyor.

“Dönem dönem bu yasaklamalarla yaşıyorum. Bir gün içki diğer gün renk yasak deniyor. Yasaklara karşıyım. Demokratik bir toplum olamayınca devamlı böyle yasaklarla daha çok karşılaşacağız.”

Yargıcı, Türkiye’deki kadar altı çizili olmamasına karşın yasakların gelişmiş bir çok ülkede de var olduğuna dikkat çekiyor.

“İngiltere’de yıllarca gece saat 23.00′e kadar içki yasağı vardı. Publar kapanır; içki satılmazdı. Ama kimse tartışmıyordu. Her ülkenin kendine göre bir sistemi var.Yasak rüzgarı bugün buradan eser, yarın başka yerden. Fatura renklere çıkartılmamalı.”

Şansal: Kongo bayrağının renkleri ne olacak?

Şansal renk kısıtlamasına hangi merciin karar verdiğini soruyor. Ona göre “suni gündemler” yaratılıyor. Şansal, renk okuduğunu ve renklerin simgesel özelliklerinin olduğunu kabul ediyor.

“Ama” diyor Şansal “İnsanların renkler üzerinden; görsel ve işitsel olarak afyonlanmasına karşıyım. Türkiye’nin Kongo Cumhuriyeti’yle siyasi ve ekonomik işbirliği var. Bayrağı sarı, kırmızı ve yeşil. Kongo Cumhurbaşkanı geldiğinde bayrak asmayacak mıyız? Ya da Kırmızı beyaz renk de Kuzey Irak’ta mı yasaklanacak? Tenzih ederek söylüyorum. Bir tarafı savunarak değil.”

En yasak renk: Pembedir

Şansal yasaklardan ve militarizmden kendine düşen payı da almış. RTÜK tarafından “Toplu İğne” programına ihtar vermiş; eşcinsel olduğunu açıkladığı için askere alınmayan Şansal, yasaklamalarla ilgili şöyle konuşuyor:

“Sarı, kırmızı, yeşili yasaklayalım. Ama Türkiye’de en fazla pembe yasaktır. Nüfus kağıtları sürekli pembeye dönüyor. Sorun varsa sorunun temelinde gördükleri duydukları kokladıkları, dokunduklarıdır. Hayatı öğreten şeyler varadır. Şimdi sumağı ya da yoğurtlu kebabı da yasaklayacak mıyız?

“Yasaklarla değil de barışçıl çözümlerle demokrasiyi yerleştirmemiz gerekiyor. Bunun içinde bilgi toplumu olmayı; bilgiyle gelişerek; bilgiyi insan onurunun taşıması gereken şekle koyabilirsek sorun kökünden çözümlenecektir.”

İnsanların üstü temizlendikçe içi kirleniyor

Şansal, kendisinin Devlet Demir Yolları’ndan (TCDDY) arandığını söylüyor:”Şimdi bir moda var ya. İlle devletin resmi üniformalarını ünlü bir modacı yapacak. Demiryollarının kostümlerini yenileyeceklermiş ondan aramışlar.

“Dedim ki ‘Türkiye Cumhuriyeti’nin, kondüktörünü Yıldırım Mayruk’tan giydirecek lüksü mü var? İnsanların üstü temizlendikçe içi kirleniyor. Temizliği ruhani olarak okumalıyız. Mesnevi’yi okumalıyız. O kadar geniş literatürümüz yoksa her on yılda bir Küçük Prensi okumak yeterlidir.” (AD/EK)

http://www.bianet.org/2006/04/19/77950.htm adresinden alıntıdır.

Categories: Alıntılar · Türkiye · Yasaklar · _Özgür Mutfak · İstanbul
Tagged: