Bir yarim olsun isterdim, gözleri yeşil
Bir yarim olsun isterdim, gül yüzü gülen
Onu çok sevmek isterdim, delice sevmek
Peşinden koşup koşup, sonunda almak
Ben sevmek, sevmek isterdim
Nerden bilirdim, sevenler ağlarmış
Bir yarim oldu sonunda, gözleri yeşil
Bir yarim oldu sonunda, gül yüzü gülen
Onu çok sevdim sonunda, delice sevdim
Fakat bu aşkın sonunu, ben hiç bilmezdim
Ben sevmek, sevmek isterdim
Nerden bilirdim, sevenler ağlarmış
Ahmet Kaya ‘nın unutulmaz yorumu ile hatırlıyorum.
Lili Marlen Türküsü
Akşam olur mektuplar hasretlik söyler
Zagrep radyosunda Lilimarlen türküsü.
Siperden sipere ateş tokuşturanlar
Karanlıkta dem tutan ishak kuşu.
Biz insanlar, dünyalılar yemin ettik imanımız var
Hürriyet için, hürriyet aşkına
Savulacak dönem
Savulacak düşman
Dehrin cefasını çektik
Sefasını süreceğiz.
Akşam olur mektuplar hasretlik söyler
Zagrep radyosunda Lilimarlen türküsü
Dost ağlar karanfilim, dost ağlar karanfilim
Marş söylemeden ölmek bize yakışmaz
Uyumlar kayboldular
Gözyaşı kuş oldu uçtu ayrı dünyalara
Dinlendim filizlendim
Başkaları girmedi hiç hayatıma
Üzülmek mi dogru yoksa sevinmek mi
Ayıramam kndimi kendimden bile bile
Uzadı yol çatallandı
Gönlüm bi hoş oldu hayıflandı
Sevgiler yağmur bekler
Tek bir güneş hiç bir şeye yetmez ki
Ölmek mi dogru yoksa yaşamak mı
Ayıramam ayrılığı ayrılıktan bile bile
Ufunetler çıkın gidin gözlerimden
Aşık bekler beni en mahrem yerinden
Koklayamam duyarım ayrı kalmanın cinnetini
En derinden
Ufunetler çıkın gidin düşlerimden……….
Düşlerim bir başkaydı
Ne oldu da içinde karalar açtı
Gerçekler nerde, hüzünler çoğalmış..
Aşk için kurduğum düşlerin yerini,
Kocaman yanılgılar almış.
Geriye dönemem, ölümden beterdir yenilgiler.
Gözyaşlarım birer birer, uykularımda toplanmış.
Gece oldu, sözüm bitti, uykum geldi, yatağım boş, üşüyorum, nerdesin?
Tükendim artık, sen yoktun, hiç olmadın, ben ağladım, sen güldün, nerdeyim?
Sevgiler nerde, gerçekler yalanmış.
Aşk için kurduğum düşlerin yerini,
Kocaman yanılgılar almış.
Günleri geçiremem, kalbimden düşer sevişmeler.
Gidişlerim birer birer, özleminde çoğalır.
Gece oldu, sözüm bitti, uykum geldi, yatağım boş, üşüyorum, nerdesin?
Tükendim artık, sen yoktun, hiç olmadın, ben ağladım, sen güldün, nerdeyim?
Bu şehirden bana acılar kaldı
Şarap sundum aya ben ayrılık tattım
Seyyah oldum şu alemde öyküler yazdım
Oturup anlattım kendi halimce
Seyyah oldum şu alemde türküler yaktım
Oturup söyledim kendi halimce
Gözlerinden mektup ellerinden su
Bekledim durdum ben ne zor yolmuş bu
Seyyah oldum sözüm bildim gizlendim içime
Çığlık oldu gözlerim kendimi vurdum
Seyyah oldum şu alemde niceler gördüm
Anladım ki insan kalbine yolcu
Bana aşk lazım
Aşkta ateş ararım
Kapanmış kapılardan geçtim
Yanmayan bedenlerden güzelim ben yolumu sildim
Dünyanın hali
Çeker giderim
Yalnızlık yolcusu gönlüm
Bir garip seyyahım ama kendime göçerim
Bir soyun kanı olmasın varsın
Damarlarımızdan akan
İçimizde şu deli rüzgar bir havadan
Bir havadan bir havadan bir havadan
Bu yağmurla cömert, bu güneşle sıcak
Gönlümüzden bahar dolusu kopsun
İyilikler, hasretler kucak kucak
Bir havadan bir havadan bir havadan
Bu sudan, bu tattandır ikimizde de günah
Bütün içkiler gibi, zararı kadar leziz
Bir iklimin meyvasından koparılmış bir içkidir
Bütün bu kötülüklerimiz
Aramızda bir mavi sihir
Bir sıcak, sımsıcak bir deniz
Kıyısında birbirinden de güzel iki kardeş milletiz
Türkçenin ferah gönlünce küfretmiş, olmuşuz kanlı bıçaklı
Gene de sevdadır içimizde, bir havadan
Önce bir kahkaha çalınır kulağına
Sonra Rum şiveli Türkçeler
O, boğazdan bahseder; sen rakıyı hatırlarsın
Kardeş olduğunu sıla derdine düşünce anlarsın
Akşam ayak sesleriyle iner şehre
Hep birden evlerine kaçışırlar
Kapılar kilitlenir, perdeler çekilir
Sokakta kalır sokaklar
Gece sessizce karşılanır her gece
Televizyon açılır, çocuklar yatırılır
Sabah sabaha kadar sokakta bekler
Tek misafiri tedirginlikler
Dizilmiş dururlar kameranın önünde
Gözlen bağlı değil gözleri yerde
Yorgun onbeş insan ve boştagezer üç kişidir
Yasaksız kediler gezer sokaklarda
Camların ardında güven ve huzur
Devrilen tenekeler birer savaş ilanı
Gözler kapıya döner, susulur
Sabah izinsiz gelir şehre
Birer birer evlerinden dağılırlar
Teypteki kadın bir şarkı söyler
Evlerde kalır sokaklar
Dizilmiş dururlar kameranın önünde
Gözlen bağlı değil gözleri yerde
Yorgun onbeş insan ve boştagezer üç kişidir.
Evveli günün ağırlığı
Gözkapaklarımda
Bugün daha başlamamış
Cep elimle dolu
Bir telaş var etrafımda
Gazeteler aynı, politika sayfası
İçtiğim sular, güzel kadınlar gibi
Rüzgar var mı, bulut yok
Ezan sesi, karnım acıkır
Manav radyosu haber okur
Akşam olunca kapım beni bekler
Yediğim bir tas, yatağım sabırsız
Bir o yana, bir bu yana
Eski sinemalar gibi
Küf tutmuş rüyalarım
Hep bir olay olur ortasında
Karga sesleri, takvim yaprakları
Uzun oluyor kış günleri
Ne de olsa kiraz vaktidir
Karpuz suya düşmeden
denize hiç girmem
Mehtap çıkmış, düşer yastığıma
Kanımca herşey boşuna
Beyazlara hep gri dedik
Darılmasın diye siyahlar
Rüzgarın adını esinti koyduk ki korkmasınlar
Bir zamanlar çiçektiler
Sulanmadılar, soldular
Yumuşaktılar, taş oldular ki kırılmasılar
Prensesler ve prensler
Hiçbir zaman gelmediler
Birini beklemek en kolay iş ki incinmesinler
Bedenimiz bize yabancı
Yasaklarımız var susulan
Aşkımız basite indirgenmesin ki utanmasınlar
Kimi değiştirmeyi bilmezdi
Kimi zaten hiç istemezdi
Bırakın dünyayı yerinde kalsın ki ürkmesinler
Koca adamın kurdu kocamaz
Kocasa bile kendi anlamaz
Benim şarkılar biraz farklıdır
Kusura bakmasınlar
Okyanusları yılları
Bu unutkan yüzyılın
Küstah ve aşıımaz
Tüfeklerin menzilleri
Şarkılardan uzun
Dört yanımız deniz
Bir adam ölürr yıllar geçer
Şarkılarını söyleriz hep beraber
Yalnızlıkları
Bu unutkan yüzyılın
Küstah ve aşıımaz
Alayların menzilleri
Gülüşlerden uzun
Dört yanımız deniz
Gücümüz biter yıllar geçer
Şarkılarımızı söyler ölü bir adam
Bilirim kadınlar sık ağlar
Evlenilir yirmisinde
Çocuklar sokakta oynar
Şehirler büyür, kirlenir sokaklar
Aradın mı bulunmaz ev
Fiyatlar artar
Polis kimlik sorar
Bilirim işe yaramaz ihtiyarlar
En zararsızına verilir oy
Erkek dediğin askerlik yapar
Binalar yıkılır, yapılır binalar
Eskiden maviymiş sular
Geçmişi hatırlamaz kimse
Polis kimlik sorar
Herşeyin adı değişir
Okunmaz yakılır kitaplar
Karın doyurmaz sinema
İstedin mi çıkılmaz yurtdışına
Yollar çok tehlikeli
Öleceklerin sayısı belli
Polis kimlik sorar
Güneş doğdu sen büyüdün dalgalar gibi
Gözlerimin gölgesinde maviler gri
Yıldızlar uzak, çok çok uzak
Yıldızlar uzak, sen çok yakın
Sabahsın sen, sen hep yakınsın
Nerde kaldı sessiz düşlerim
Gülüşünde gelişinde hevesler saklı
Renklerinden yüreğime ışıklar aktı
Sokaklar yakın, çok çok yakın
Sokaklar yakın, sen çok yakın
Sabahsın sen, sen aldatırsın
Nerde kaldı sessiz düşlerim
Geceler sessiz, sessiz ve dengeli
Neşeler sende, sevinçler sende
Seslerimiz kimsesiz saklanınca orada
Gidelim senle, uçarak senle
Sen öyle yakın kal uzaklaşma sakın
Orda öyle dur ışıklara sokul
Gitme n’olur dur, sakın uzaklaşma
N’olur dur
Nerde kaldı sensiz düşlerim
Biliyorum meselenin nerede yattığını
Tam on beş türk devletinin
Bu yüzden battığını
Disiplinsiz çatlak sesler canımı çok sıkıyor
Ne kadar assan kessen bu gibiler hep çıkıyor
Ben hilmi ertunç, emekli albay ertunç
Ben çözdüm işi
Benim bu serseri gidişe dur diyecek kişi
Sabah aynı anda kalkılıp yüzler yıkanmalı
Bu ahenkli uyanışı alem tören sanmalı
Züppelik kol geziyor
Kahveler nes çaylar torba
Kahvaltıyı tesbit ettim
Herkese bir tas çorba
Aç bırakılmalı katlamayan peçetesini
Hastalara genel kurmay yanmalı reçetesini
Ben hilmi ertunç, emekli albay ertunç
Ben çözdüm işi
Benim bu hayasız gidişe dur diyecek kişi
Yekvücut olup başlayalım her işe ayinle
Eş-dost seçimi ve herşey ayarlansın tayinle
Yaramaza itaatsize damgalar basalım
Milli maç kaybında üç, grevde beş kişi asalım
Biz istersek eğer bu aziz millet neler yapar
Adamı göklere çıkarır, alkışlar, tapar
Oğlum ben albay ertunç, emekli albay ertunç
Ben çözdüm işi
Benim serkeşliğe gaflete dur diyecek kişi
L’m hilmi ertunç, retired colonel ertunç
İki çocuk babası, ingilizce bilir
Yeter ki hiza istikamete doğru bakalım
Ve altılı ganyanı öğrenip şu kahveden çıkalım
O hilmi ertunç, emekli albay ertunç
O çözmüş işi
Odur bu serseri gidişe dur diyecek kişi